21.3 C
İzmir
19.8 C
Istanbul
16 C
Ankara
Mittwoch, September 16, 2026 7:07:40
Start Ocak Yazarları SERBEST KÜRSÜ: Başlangıç

SERBEST KÜRSÜ: Başlangıç

0
11

İki yıldır sizlere perşembe günleri ‘Zeytin ağacı’ romanımı bölümler halinde sunmuştum. Geçen hafta son bölümünü de yayınladıktan sonra, bugünü acaba nasıl değerlendirsem diye düşündüm. Siyaset, din, siyaset-din ilişkisi, yaşanan hayatta dinin yorumlanması, Müslümanların İslam anlayışları gibi konular derken acaba birçok şeyi kaçırıyor muyuz diye aklıma geldi.

Mesela müzik, mesela sanat…

Muhafazakar/dindar toplumların sanat anlayışları acaba nasıl?

Muhafazakarlar/dindarlar hangi müzikleri dinlerler?

Mesela sinema ve fotoğrafçılık konularında hangi çalışmaların içindeyiz?

‘Fotoğrafçılık İslam’da nasıl olmalıdır’ gibi bir soru yöneltsem sizlere, acaba neler düşünürsünüz?

‘Kuran’ın inmeye başladığı ve Hz. Peygamber’in insanlara duyurmaya başladığı zamanlarda fotoğraf makinaları yoktu, bu yüzden de bu konuda bir hüküm verilmemiştir’ mi diye düşünürüz?

‘Evet yoktu, ama kıyaslama yaparız ve belli sınırlar dahilinde Müslümanlar da fotoğrafla ilgilenebilirler’ mi deriz?

Aslında birçok görüş ve fikir var ve toplumun çeşitli kesimleri bunlara itibar ediyor.

İHL’liler, tarikatçılar, fazla dindarlar, dinciler, camiciler, cübbeliciler ya da adını ne koyarsanız koyun, bütün bu fraksiyonlar bu konuya ilişmiyorlar.

İnstagram (İnsta) adı verilen program ile toplumun bütün kesimleri kendilerini, ailelerini, yiyip-içtiklerini, gezdikleri yerleri, kısaca herşeylerini paylaşarak bütün dünyaya gösteriyorlar.

Bu konu dini bakımdan o kadar zor bir konu ki, ama toplum baskısı yüzünden kimse bu konuda konuşamıyor. En radikal dinci gruplardakiler bile. Nedeni de malum: Onlara tabi olan herkesin hesabı var. Eleştirseler takipçi/cemaat üyesi kaybedecekler.

Allah’ın takdiri, o radikal grupların bile seslerinin çıkamadığı anlar oluyor işte. Allah’ım sen nelere kadirsin.

En radikal dinci grupların bu acziyetlerini gördükçe seviniyor muyum? Evet, hem de çok seviniyorum.

Evet, ben de Perşembe günleri sizlerle bir fotoğraf ve bir konu paylaşmaya karar verdim.

Çektiğim bir fotoğrafı bir konu eşliğinde sizlerin beğenisine sunacağım. Sadece din, siyaset, yaşam tarzı gibi konulardan ziyade, hayatın içinde olan herhangi bir konu.

Bugün sizlerle paylaşmak istediğim konu: Boş vakitlerimiz ve hobilerimiz.

Siyaset, din, -izmler, hayat gailesi, çocukların sınav yarışları derken acaba boş vakitlerimizi hakkıyla değerlendirebiliyor muyuz?

Hayatımızda hobilerimize ne kadar vakit ayırabiliyoruz, ya da hobilerimiz var mı?

Yoksa sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla hobilerimizin yerini sosyal medya gezintileri mi aldı?

Hobiler sorulduğunda klasik olarak söylenen cevaplardan bahsetmiyorum. Sorulduğunda ilk akla gelen cevapların mecburen sunulması değil derdim.

Gerçekten yapmaktan haz aldığımız, vakit ve para ayırdığımız özel zevklerimiz…

Minyatür ev ve otomobil yapmak gibi, çeşitli müzik aletlerini çalmayı öğrenmek ve icra ederken de haz duyduğumuz gibi şeyler.

Futbol izlemek, kitap okumak, dünyayı kurtarmak gibi olmayan şeyler.

Beynimizde yeni patlamalar yapacak ve öğrendikçe çocuklar gibi sevindiğimiz hobiler.

Aklıma gelen bir sorudur mesela: ‘Muhafazakar/dindar kesimde hobiler nasıl değerlendirilir ve insanların hobileri var mıdır?’

 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Vorheriger ArtikelBayramda, 81 Vilayette Neden Ekrem İmamoğlu Afişleri Var?
Nächster ArtikelDevlet kanalı gizli belgeleri yayınladı.. Polis baskın yaptı
Sinan Eskicioğlu
Wer ist Sinan Eskicioğlu? Er wurde 1974 in Izmir geboren. Seine schulische Laufbahn begann er an der Agah Efendi Grundschule. Nach seinem Abschluss an der Izmir İmam Hatip High School bestand er die ÖSYM-Prüfungen und wurde an der Theologischen Fakultät der Dokuz Eylül Universität zugelassen. Mit seiner Abschlussarbeit im Fachbereich Theologie mit dem Titel „Allahs Wille und das Problem der Kausalität” schloss er sein Studium im Jahr 2000 mit einiger Verspätung ab. Aufgrund der Auswirkungen des 28. Februar-Prozesses, durch den Absolventen der Theologischen Fakultät keine Lehrstellen erhielten, beschäftigte er sich bis 2002 mit Handel. Im Jahr 2002 begann er ein Masterstudium im Fach Religionsphilosophie an der Theologischen Fakultät der D.E.Ü. Im selben Jahr brach er sein Masterstudium ab und ging nach Deutschland. In Deutschland war er als Ausbilder und Lehrer in verschiedenen Moscheen tätig, die der Diyanet unterstehen. Er studierte Sozialarbeit und Management an der Universität Duisburg-Essen. Von 2007 bis 2011 war er als Direktor des Bildungszentrums der IGMG (Europäische Nationale Sichtweise) in Düsseldorf und als Regionalausbilder tätig. Von 2011 bis 2013 setzte er seine Ausbildung an der Universität Osnabrück im Fachbereich Protestantische Theologie fort. Seit 2016 ist er Kolumnist bei der Zeitung Ocak Medya. Seit 2020 ist er Chefredakteur der Zeitung. Der Autor spricht Deutsch und Englisch. Bislang hat er sieben Bücher veröffentlicht. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam (Beende die Versklavung des Menschen durch den Menschen – Personalisierter Islam), Zeytin Ağacı (Roman) (Der Olivenbaum), Katar istanbul (Katar Istanbul), Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık (Von den Muslimbrüdern zur AKP – Islamismus), Tarihteki Dindar Zalimler (Religiöse Tyrannen in der Geschichte). İbn Sina, İbn Haldun