RUSYA’nın başkenti Moskova’da iki yıl aradan sonra dün gerçekleşen 6’ncı Üst Düzey İşbirliği Konseyi Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den yalnızca Suriye’de teröre karşı işbirliği değil, Moskova’da faaliyet gösteren PYD terör örgütü faaliyetlerinin de yasaklanmasını beklediğini açıkladı. Konsey toplantısı öncesi 2.5 saate yakın süren başbaşa görüşmenin ardından Putin ve Erdoğan’ın katılımıyla heyetler arası görüşmenin başında taraflar görüşlerini dile getiren açıklamalar yaptı.
PUTİN: TÜRKİYE ÖNDE GELEN PARTNER
İlk konuşmayı yapan Putin, “Aramızdaki durgunluk sonrası yoğun ilişki döneminin tekrar canlandırıldığını söyleyebiliriz. Rusya olarak biz çok yönlü işbirliğimizde çok ileri gitmeye hazırız. Çünkü Rusya Türkiye için, Türkiye de Rusya için önde gelen partner. Terörle mücadele konusunda da daha geniş işbirliği yapılabilir. Askeri ve istihbarat birimleri arasında işbirliğinin geliştirilmesi de çok önemli. Ayrıca son 1-2 yılda ikili ticaretteki kaybın bu yıl telafi edileceğini umut ediyoruz” dedi.
ERDOĞAN: FETÖ HASSASİYETİ İÇİN MÜTEŞEKKİRİM
Putin’den sonra söz alan Erdoğan, nazik davet ve misafirperverlik için teşekkür etti. Teröre karşı işbirliğine de değinen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Rusya ile Türkiye, Suriye’de uluslararası terörizme karşı işbirliği yaparken bizim ayrıca Rusya’dan önemli bir beklentimiz var. Terörle mücadele alanında yakın eşgüdüm halinde hareket etmemiz büyük önem taşıyor. Suriye’de DEAŞ’a karşı sergilediğimiz kararlı tutumu diğer terör örgütlerine karşı da göstermeliyiz. Bu bakımdan PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin Moskova’daki faaliyetlerine son verilmesini özellikle bekliyoruz. FETÖ ile mücadele konusuna ne denli önem verdiğimiz ise malumunuzdur. Bu konuda gösterdiğiniz hassasiyetten dolayı müteşekkirim ancak bu örgütün başka isimler altında farklı alanlarda gizlice faaliyetlerini yürütme yöntemini gayet iyi uygulayabildiğini de akıldan çıkarmamak lazım. Moskova ve St. Petersburg’da bu örgütle iltisaklı olan kişi ve kuruluşlar hakkında gerekli adımları atacağınıza inanıyorum.”
VİZE MUAFİYETİ BEKLİYORUZ
Rusya’nın vizeler konusunda herhangi adım atmamış olmasına da değinen Erdoğan, “Vize, Türk vatandaşlarına Rusya’da çalışma izinleri gibi konuların bir an önce çözülmesi bizim açımızdan fevkalade önem arz ediyor. Bu kısıtlamalara son verilmesi için bir an önce çalışma grupları oluşturulmalı ve problem çözülmeli. Bizim arzumuz en kısa sürede tam muafiyetin sağlanmasıdır” mesajı verdi.
Yukarı Karabağ ihtilafının çözülmesinin de aciliyet arz ettiğini belirten Erdoğan, “Son çatışmalar, durumun ne kadar kritik olduğunu, Azerbaycan ile Ermenistan arasında yeni bir savaş riskinin ne kadar arttığını açıkça ortaya koydu” dedi.
ARTIK O KELİMEYİ TELAFFUZ ETMEYELİM
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günü birlik Moskova ziyaretinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ortak basın toplantısı düzenledi. İki lider, sıcak mesajlar verdi. Sözlerine “Değerli dostum Sayın Putin’e şahsıma ve heyetimize gösterdikleri misafirperverlikten dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum” diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, son aylarda atılan karşılıklı adımlarla iki ülke ilişkilerini normalleştirme yönünde mesafe kaydettiklerini belirtti. Erdoğan, “Konsey toplantısıyla normalleşme sürecini sona erdirdiğimize inanıyor, artık bu kelimeyi telaffuz etmek istemiyoruz. Bundan sonraki beklentimiz karşılıklı güven unsurunu tesis etmek ve siyasi düzeydeki diyaloğun ekonomik alana sirayet etmesini sağlamaktır” dedi.
TÜRKİYE VE RUSYA OLARAK KOALİSYONLA İŞBİRLİĞİ YAPMAK İSTİYORUZ
– Suriye krizine de değinen Erdoğan şunları söyledi: “Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve milli birliğini hiçkimse tehlikeye atmamalıdır. Rusya ile eşgüdüm halinde soruna adalet ve hakkaniyet temelinde çözüm bulunması için gayretlerimize devam edeceğiz. Bütün konularda hemfikir olmasak da iletişim kanallarını açık, bugüne kadar açık tuttuk, açık tutmaya da devam edeceğiz. İnşallah karşılıklı güven temelinde işbirliğimizi sürdüreceğiz.”
– Suriye ile Irak’ın toprak ve siyasi bütünlüğüyle ilgili soru üzerine de Erdoğan şunları söyledi:
“Her iki ülkenin toprak bütünlüğü bizim temel hedefimizdir. Buraların parçalanmasına gerçekten tahammülümüz yoktur.”
– (Menbiç’teki gelişmeler) “Şimdi Münbiç (Menbiç) süreci var, bildiğiniz gibi şu anda orada özellikle Türkiye ve Rusya olarak koalisyon güçleriyle bir işbirliği yapalım istiyoruz. Bu işbirliğiyle Münbiç’te de Münbiç halkının oraya yerleşmesini sağlayalım. Tabii bundan sonra asıl hedef Rakka, Rakka biliyorsunuz DEAŞ’ın en büyük örgütlendiği yerdir.”
PUTİN: TÜRKİYE’DE TATİL YAPTIM, SICAK DUYGULARIM MEVCUT
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye ve Rusya’nın Suriye konusundaki işbirliğini takdir ettiğini söyledi. Rusya Lideri Putin, basın toplantısında Türkiye tatilinin Rusların hayatının önemli bir parçası haline dönüştüğünü anlatırken, “Ben de şahsen Moskova’da bu görevde olmadığım sürede birkaç kez Türkiye’de tatil yaptım ve en sıcak duygularım halen mevcut” dedi.
Kaynak: Hürriyet
…
TÜRK KESİMİNİ AZINLIK DİYE DÜŞÜNÜYOR
“(Rum kesiminin anlaşma niyeti var mı?) Bana göre Rum kesiminin baştan beri niyetinde aslında samimiyet yok. Kıbrıs Türk kesimini azınlık diye düşünüyor. Azınlık diye düşünürseniz bir toplumu, iki toplumlu eşit, adil bir yönetişimi nasıl kuracaksınız? Sonra bütün meseleler konuşuluyor, bir bakıyorsun adamlar Enosis’in her yıl 10 Şubat’ta anılması için Meclis’ten karar çıkarıyor. Söylenen her şeyi bir anda yok ediyor. Onun için gelinen noktada ciddi bir, yeni bir başlangıç yapacak, ciddi bir bakış açısı olmazsa burada bir mesafe alınamaz.
ŞEHİTLERİN RUHUNU YARALAR
(Böyle devam eder mi, Türkiye KKTC ile beraber yeni bir karar alır mı?) Dünyanın sonu değil ki, yani şu anda fiili bir durum var. Çözüm olursa olur. Ama ‘Her şeye rağmen çözüm, ne pahasına olursa olsun çözüm; çözüme mecburuz, mahkûmuz’ diye bir düşünce de bizim şehitlerimizin ruhunu yaralar, gazilerimize olan vefamızı sorgular. Bulunacak çözüm mutlaka adil, eşit, iki toplumlu federal bir yönetişim şekli olması lazım. Kıbrıs’ta yaşayan bütün kesimlerin güvenliğini garanti altına alması lazım. Yarın bir gün çözüm olduğunda Türkiye’nin haklarını koruyacak 4 özgürlüğü sağlaması lazım.
TÜRKİYE VİZEYLE Mİ GİRECEK?
Avrupa Birliği bu konuda olumsuz bir açıklama yaptı, o da işin tuzu-biberi oldu zaten. Yani diyelim ki yarın çözüm buldular. Ne olacak? Kıbrıs’a Türkiye vizeyle mi girecek? 27 ülkenin içine girecek Kıbrıs, Türkiye’ye gelince Schengen vizesiyle girecek. Öyle şey olur mu? Bunların çözümlenmesi lazım. Biz diyoruz ki ya Yunanistan da bizim durumumuza gelsin ya da Türkiye Yunanistan’ın durumuna gelsin. Bunlar hep ortada, asıl çözüm bekleyen konular. Daha ciddi konuların tamamında tam bir mesafe alınabilmiş değil.
TEK TARAFLI GİRİŞİM SORUN OLUR
(Akdeniz’de enerji havzalarındaki aramalar) O konular görüşülmedi. Malum Kıbrıs’ta bir çözüme ulaşmadan bir kesimin, Rum kesiminin buradaki kaynakları tek başına değerlendirmesi ve bunun üzerine tasarrufta bulunması uluslararası hukuka da aykırı. Bizim bu konuda duruşumuz çok net. Adada kalıcı, iki tarafı tatmin eden bir çözüm sağlanmasıyla beraber buradaki yeraltı-yerüstü kaynakların iki toplumun menfaatine uygun olarak değerlendirilmesi tabiatıyla mümkündür. Aksi halde tek taraflı yapılacak girişimler yeni sorunlara sebep olur ve bundan kaçınılması gerekir. Hem Rum tarafı hem de onunla birlikte hareket edenlerin, doğacak problemleri de göz önüne almaları icap eder.
ABD’YE AÇIK TEKLİFTE BULUNDUK
(Türk, ABD, Rus Genelkurmay Başkanlarının görüşmesi) Terörle mücadele faaliyetlerinde bir koordinasyonun sağlanması, askeri düzeyde herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması için birtakım teknik çalışmalar yaptılar. DEAŞ’la mücadele konusunda da bizim ABD’ye önerilerimiz var. ‘Bu mücadeleyi DEAŞ, YPG ile PYD ile SDF (Suriye Demokratik Güçleri) ile değil Türkiye’nin arkasında olduğu Özgür Suriye Ordusu’yla (ÖSO) beraber yapın’ diye açık teklifte bulunduk. Onlar tabii bu noktada kararlarını verecekler. Henüz bize iletilmiş bir kararları yok.
YASAKLAR AKLA, İZANA UYMUYOR
(Almanya, Avusturya, Hollanda’daki yasak kararları) Bazı Avrupa ülkelerinde ne yazık ki bu halk oylaması kampanya döneminde akla, izana uymayan birtakım uygulamalara şahit oluyoruz. Almanya başta olmak üzere, Hollanda da buna dahil edilebilir, Avusturya zaten pusulayı şaşırmış vaziyette. Ama ne yaparsa yapsınlar, bizim milyonlarca vatandaşımız orada memleketi için ne gerekiyorsa onu yapacaktır.
CUMHURBAŞKANI’NIN PROGRAMI NETLEŞMEDİ
(Cumhurbaşkanı miting yapacak mı orada?) Cumhurbaşkanımızın düşüncesi var ama henüz netleşmiş değil program. Uygun bir formatta program ayarlanabilirse pekala düşünebilir. Her ülke böyle değil, mesela 20 Mart’ta Danimarka’ya gideceğim, Danimarka’da böyle bir toplantı yapacağım, aynı zamanda da resmi görüşmeler yapacağız, onların bu konuda olumsuz bir tavırları yok.
BİR AKIL TUTULMASIDIR GİDİYOR
Maalesef orada Türkiye, iç siyasetin önemli bir aracı oluyor. İngiltere’deki Brexit sürecini hatırlayın, bütün kampanyayı Türkiye üzerine kurdular ve kaybettiler. Türkiye üzerine hesap yapanların geçmişteki tecrübelere bakması lazım. Yani orada bölücü PKK sempatizanları, FETÖ’nün bütün elemanları ortalığı kasıp kavuracak, her türlü propagandayı, her türlü etkinliği yapacak, Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi makamlarına sıra gelince türlü bahaneler. Bir akıl tutulmasıdır gidiyor. İnsanın aklına ‘Bunlar da ‘hayır’ kervanına katıldılar’ diye geliyor. İçeridekiler (muhalefet) bu kadar kuvvetli yapamıyorlar.
MEMURLARLA İLGİLİ ÇALIŞMA YOK
(Memurlara performans sistemi, 657’deki güvence kalkacak mı?) Bunlar nereden çıktı kardeşim, böyle bir şey yok. Yani bir kere memur güvencesi Anayasa’da var, Anayasa’nın bu maddesi de yerli yerinde duruyor, herhangi bir değişiklik yok. Dolayısıyla bunlar… Mesela Sayın Baykal da, bir programda gördüm, bunlar diyor ‘evet’ çıksın ertesi gün bütün memurları sözleşmeli yapacaklar. Bu kadar da olmaz ya, bu kadar da göz göre göre milletin önünde yalan-yanlış bilgi verilir mi… Şu anda dolayısıyla memurlara yönelik herhangi bir çalışma yok.
KARARSIZLAR YÜZDE 10’UN ÜZERİNDE
(Kararsızlar azaldı mı?) Kararsızların şu anda ne seviyede olduğunu doğrusu bilmiyorum ama hâlâ yüzde 10’un üzerinde olduğunu düşünüyorum. Yani kararsızların önümüzdeki birkaç hafta içinde, yeterli süre var, karar verecek noktaya geleceklerini tahmin ediyorum. Bugün Sayın Kılıçdaroğlu da bana cevap vermiş; belediye seçimiyle bunun aynı olduğunu söylüyor diyor Başbakan. Gelsin de ona anlatayım diyor. Eğer cumhurbaşkanı-başbakan sistemi gibi anlatacaksa vay halimize.
(Kamudan ihraç ve iade KHK’sı var mı?) FETÖ terörle mücadele kapsamındaki çalışmalar devam ediyor. Peyderpey çalışmalar tespit edildikçe, araştırmaları tamamlandıkça işlemler yapılıyor. Yani bu işe ilk günden beri ara verilmedi, tamamlayıncaya kadar devam edecek.”
Kaynak: Hürriyet
…
15 Temmuz darbe girişimine ilişkin İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 270 sanığın yargılandığı davada tutuklu sanıklar eski Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanı tuğamiral Halil İbrahim Yıldız ile eski Foça Jandarma Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Kurmay Başkanvekili Albay Hakan Bıyık ifade verdi. Sanık Yıldız, soruşturma aşamasında ‘Kuzgun’, Bıyık ise ‘Şapka’ kod adıyla gizli tanık olarak ifade verdiğini söyledi. Her iki sanık da ‘Etkin Pişmanlık Yasası’ndan faydalanmak istediğini belirtti. İki sanık 15 Temmuz’dan önce Ankara’da bir villada FETÖ’nün ‘Hava kuvvetleri imamı’ olduğu belirtilen firari Adil Öksüz ve askerlerin katılımıyla yapılan toplantılara ilişkin anlatımlarda bulundu.
‘15 OLMAZSA 22 TEMMUZ’
Tutuklu sanık Yıldız, özetle şunları anlattı: “Bu şahıs (Adil Öksüz) villanın katlarını gezerek, darbeyle ilgili çalışmaları yürüten örgüt mensuplarıyla görüşmeler yapıyordu. Öksüz’ün darbe planının bitmek üzere olduğunu, birkaç unsurun tamamlanacağını ve Gülen’e onaylatılacağını söylediğini duydum. Öksüz darbe planını Gülen’e yazılı olarak değil, planı ezbere sunacağını söylüyordu. Villada, eksikliklerin giderilmesi halinde darbe planının 15 Temmuz’da, aksi halde 22 Temmuz’da devreye sokulacağı konuşuldu. İki tarihte de darbe planı saat 03.00’te devreye sokulacaktı.”
Yıldız, Mahkeme Başkanı’nın “Devletin elinde TSK’da FETÖ mensubu olduğu iddia edilen 600 kişilik bir listenin olduğuna yönelik söylemden haberin var mıydı? Villada konuşuldu mu?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Böyle bir liste olduğu söyleniyordu. Oradakiler, ‘Biz bu hareketi (darbe kastedilerek) yapmazsak, onlar bize bu hareketi yapacaklar’ diyordu. Belki de darbeyi bu yüzden öne çektiler.”
GÜLEN’İN TALİMATI GELDİ
Sanık Bıyık ise özetle şu iddialarda bulundu: “Öksüz, yaptığı görüşme sonrasında, Gülen’in talimatını bize aktardı. Öksüz, ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan, YAŞ’ta Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ı emekli edecek. Akar’ın darbede desteğinin örgütün yanında olması için bunu ona söyleyin’ şeklinde sözler sarf etti. Bunun Gülen’in talimatı olduğunu söyledi. Villada, ‘Darbe bir emirle başlayacak’ şeklinde konuşuldu, emrin ne olduğu söylenmedi.”
2 İFADE ABD DOSYASINDA
Türkiye, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in iadesi için ABD’ye ek deliller sunmuştu. Gizli tanıklar ‘Kuzgun’ ve ‘Şapka’nın darbe planının Öksüz tarafından ABD’ye götürülüp Gülen’in onayına sunulduktan sonra devreye sokulduğu şeklindeki ifadeleri de dosyaya girmişti.
Kaynak: Hürriyet
…
‚CHP’NİN KREDİSİNİN KALMADIĞINI ONLAR DA BİLİYOR‘
Başbakan Yardımıcısı Nurettin Canikli, Ak Parti Samsun İl Teşkilatı üyeleriyle biraraya geldi. Programda konuşan Canikli, CHP’nin kampanyayı farklı bir yöntemle yürüttüğün belirterek şöyle konuştu:
“Ana muhalefet partisi bu kampanyayı ilk defa çok farklı bir yöntemle götürüyor. Ortada ‘Hayır’ kampanyası yürüten partilerin en başta Cumhuriyet Halk Partisi olmak üzere parti bayrakları, parti kimlikleri meydanda yok. Kılıçdaroğlu da bütün toplantılarını sanki kanaryaseverler derneği başkanı gibi kampanya yürütüyor. Ortada ne partisi var, ne bayrağı var, yani Cumhuriyet Halk Partisi’nin hiçbir işareti, emaresi yok. Yani sizce de bu garip değil mi, ortada bir gariplik yok mu? Ana muhalefet partisi genel başkanıysan, bir kampanya yürütüyorsan çıkacaksın öyle yani nasıl yürüttüğün, ne isim altında, hangi kimlik altında yürüttüğün belli değil, böyle olmaz. Çıkacaksın çatır çatır neyse vatandaşınla paylaşacaksın. Vatandaş ona göre kararını verecek, herkes ona uyacak. Niye böyle yapmıyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Sayın Genel Başkanı ve bütün yöneticileri partilerinden utanıyorlar. Evet partilerinden utanıyorlar. Nasıl utanıyorlar, çünkü milletin Cumhuriyet Halk Partisi’ni sevmediğini, itibar etmediğini millet nezdinde Cmhuriyet Halk Partisi’nin hiçbir kredisinin kalmadığını onlar da çok iyi biliyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bayrakları altında bu kampanyayı yürütmeleri halinde, buradan vatandaşın olumsuz bir tercihle, yani kendileri açısından bulunacağını düşünüyorlar.”
‚MİLLET, BUNLARIN BABALARINI DA SEVMEZDİ‘
Başbakan Yadımcısı Nurettin Canikli buradaki programının ardından Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Samsun Şubesi’nin düzenlediği programa katıldı. Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’ndeki proramda konuşan Canikli, “Bu kampanyayı partisiz yürütüyor. Partisine güvenmiyor. Partisini millet sevmiyor çünkü. Hani bir film vardı Şener Şen ‘Süt oğlan, babanı da sevmezdim’ diye, bu millet bunların babalarını da sevmez, CHP’nin eskisini de sevmezdi, yenisini de sevmiyor. Onu bildiği için partisini yanına almıyor. Böyle bir de maske takmışlar. Bunlar sürekli gülüyorlar, o maskeyi takmışlar. Yani CHP’yi tanımasak, inan bizi bile kandıracaklar” diye konuştu.
FETÖ ile CHP arasında özel bir ilişki olduğunu öne süren Canikli, “Ortada bir kaset var. Kasetle gelen genel başkanlık var. Değil mi, bunlar unutulur mu? Bunlar önemli hadiseler. Dolayısıyla FETÖ ile ilişkilerde çok özel uzmanlıkları da var“ dedi.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Hakime TORUN/İSTANBUL,(DHA)-SİNAN Oğan MHP’den ihraç edilmesine ilişkin, „MHP’den içinde doğup büyüdüğümüz ikinci defa ihraç edilme haberini aldık. Bizi ikinci defa partimizden ihraç edenlere bir çift sözüm var; hodri meydan gelin ortaya bir sandık koyalım. Sinan Oğan tek, hepiniz bir. Delegelerin oyuna sunalım. Bakalım delegeler kimin ihraçından yana olacak. Kimin partiyi şaha kaldırıp iktidara yürümesinden yana olacak“ dedi.
Sinan Oğan Bakırköy’de yaptığı konuşmada MHP’den ihraç edilmesine ilişkin, „Referandum için bugün buradayız. Ancak arkadaşlarımız da haklı olarak bir şeye itiraz ediyorlar. Bugün bir haber de aldık aynı zamanda. Bu haber, MHP’den içinde doğup büyüdüğümüz ikinci defa ihraç edilme haberiydi. Sanırım buna itiraz var. Yoksa MHP’nin bu sürecinde parti içi meseleleri konuşmayacağız. Onu konuşacağımız günler olacaktır. Biz bugün burada referandumu konuşup tartışacağız. Bizi ikinci defa partimizden ihraç edenlere bir çift sözüm var; hodri meydan gelin ortaya bir sandık koyalım. Sinan Oğan tek hepiniz bir. Delegelerin oyuna sunalım. Bakalım delegeler kimin ihraçından yana olacak. Kimin partiyi şaha kaldırıp iktidara yürümesinden yana olacak. Biraz sakin olalım. Ortam yeterince gergin. Büyük davalara inanmak büyük nedenleri göze almayı gerektirir. Büyük bedelleri ödemeyi göze alarak bu yola çıktık. Yoksa bizden önceki büyüklerimiz, dava abilerimiz bu bedelleri boşuna vermediler, onlar hangi bedelleri ödedilerse biz de aynı bedelleri elbette gerekirse öderiz.“ diye konuştu.
„BU ÜLKENİN GENELKURMAY BAŞKANINA TERÖRİST BAŞI DEDİLER“
Referanduma ve anayasa değişikliğine ilişkin Oğan, „Bu anayasaya PKK’lılar, HDP’liler, hain FETÖ’cüler ‚Hayır diyor‘ deniliyor. O sebeple biz ‚Evet diyoruz‘ deniliyor. Dolayısıyla bu anayasaya ‚hayır‘ diyenler teröristtir. ‚Evet‘ diyenler ise vatanseverdir. Bu salonu dolduranlar arasında ‚Evet‘ veya ‚Hayır‘ diyenler olacaktır. ‚Hayır2 diyenlere soruyorum; siz terörist misiniz? Siz vatanseversiniz. Yasamayı, yürütmeyi tek kişinin eline vermeyin diyoruz. ‚Evet‘ diyenlerin 2010’daki referandumda söylediklerinin hangisi gerçekleşti? 12 Eylül cuntacılarından hesap mı sordular? Sormadılar. Bu ülkenin genelkurmay başkanına ‚terörist başı‘ dediler. Hain Abdullah Öcalan denen bebek katiline TBMM’de sayın Öcalan dediler bunlar.“ diye konuştu.
„BİZ KİMSEYE ‚EVET‘, DEDİĞİ İÇİN ‚TERÖRİST‘ DEMİYORUZ, ‚VATAN HAİNİ‘ DEMİYORUZ“
Oğan, „Biz kimseye ‚Evet‘, dediği için ‚terörist‘ demiyoruz, ‚vatan haini‘ demiyoruz. Söz hakkını kısıtlamıyoruz. Bu ülke ne kadar çok demokratik, özgür bir ülke olursa o kadar çok gelişir, kardeşçe yaşayacağımız bir ülke haline gelir. Dünyada darbelerin en çok yapıldığı sistemler, başkanlık, tek adam sistemleridir. Başkanlık gelirse sorunlar çözülecek deniyor. 15 yıldır siz yönetiyordunuz neden çözmediniz? 15 yıldır neden bu kadar kanın dökülmesine izin verdiniz. Terörü bitirmek için hangi desteğe TBMM ‚hayır‘ dedi“ ifadelerini kullandı.
„TERÖRÜ BİTİRMEK İÇİN NE İSTEDİNİZ VERMEDİK?“
Oğan, „Terörü bitirmek için ne istediniz vermedik? Hangi sihirli formül ile ekonomiyi düzeltecek, terörü bitireceksiniz? Amerikalı, Rusya’sıyla herkesle düşmansın. İsrail ile barıştılar. Bir de Barzani ile dostsun. Başkanlık gelince trafik sorunu mu bitecek? ‚İstanbul’un silueti bozuldu‘ diyorlar. Siz bostan korkuluğu muydunuz? Başkanlık gelince, istikrar gelmeyeceği için, yabancı sermaye gelmeyeceği için daha az yatırım olacak, ekonomi daha fazla bozulacak. Teröristlerin Başkanlık 40 yıllık rüyasıdır. İmralı tutanaklarında da var. Başkanlık sistemi federasyon sistemidir. Bütün AKP’lilere hodri meydan diyorum. Gelsinler tartışalım.“ ifadelerini kullandı.
„MHP İLE BALAYISI BİTMEDEN BARZANİ’NİN PAÇAVRASINI BU ŞEHİRDE İSTANBUL’DA DALGALANDIRMADILAR MI?“
Oğan, „O kadar sabırsızlar ki, daha MHP ile balayısı bitmeden Barzani’nin paçavrasını bu şehirde İstanbul’da dalgalandırmadılar mı? dalgalandırdılar. Barzani ile olan megri, megrilerini bu millet unuttu mu? Elbette unutmadı. Tek adam rejimine geçtiklerinde ülkeyi 36 etnik parçaya, federasyona götürmeyeceklerinin hiçbir garantisi yoktur. Ülkenin birliği beraberliği için Türkiye’nin başkanlık sistemine değil parlamenter sisteme ihtiyacı var.“ açıklamasında bulundu.
„IŞIKLARIMIZ SÖNDÜRÜLÜYOR, KÜRSÜLERİMİZ DEVRİLİYOR“
Oğan, „Bu salonu bize açtıkları için teşekkür ediyorum. Bir çok şehirde salonlarımız açılmıyor. Afişlerimiz yırtılıyor, ışıklarımız söndürülüyor, kürsülerimiz devriliyor. Salonlar baskına uğruyor. Buna göz yumanları yarın tek bir kararname ile içeri atabilir. Sultan Süleyman’a bile kalmadı.“ dedi.
„SİYASETTE OLANLAR, ‚BENDEN SONRA DA OĞLUM, TORUNUM YAPSIN‘ DİYENLERİN ÇOCUKLARI SEÇİLECEK“
Seçilme yaşının 18 olmasına ilişkin Oğan, „İktidar partisinin içinde yaşı ilerlemiş ama hala ‚Horoz ölür gözü çöplükte olur‘ derler ya. Hala gözü siyasette olanlar, ‚benden sonra da oğlum, torunum yapsın‘ diyenlerin çocukları olacaktır. Meclis’te var böyleleri emin olun. Bazılarını anası doğar cami önüne koyar. Bazılarının anası doğduktan sonra Meclis önüne bırakıyor. Adam o gün bugündür vekil Meclis’te. Ak Parti içinde çok sayıda bu işe ‚Hayır‘ diyecek olan var. Bu sistemin hiç kimseye hiçbir faydası yok. Başkan yardımcısının kim olacağı belli değil. Barzani mi, damat mı … kaç tane yardımcı olacağı da belli değil.“ şeklinde konuştu.
„KENDİ MEMLEKETLERİNDE İŞGAL DEVAM EDERKEN, GÜNEŞ YAĞINI SÜRÜP DOLAŞMALARINA MÜSAADE ETMEYİZ“
Oğan, „Kendi memleketlerinde işgal devam ederken, güneş yağını sürüp sahilde dolaşmalarına da müsaade etmeyiz. Suriyeli Suriye’ye gidecek güvenlik sağlanacak. Vatandaşlık dahi verseniz güvenlik sağlanınca bunların hepsini geri göndereceğiz.“ diye konuştu.
„İKİLİ PARTİLİ SİSTEM GELECEK AK PARTİ VE CHP KALACAK SÜLALE DEVLETİ KURMAK İSTİYORLAR“
Oğan, „Burhan Kuzu da söyledi. Yeni sistem ile birlikte Ak Parti, Meclis’te iki partili sistem içerisinde valileri, yargıçları kendisi atayacak. Damadı kızı, Oğlu bir sülale devleti kurmak istiyorlar. Sadece Ak Parti ve CHP kalacağına göre bu Türkiye’yi demokrasiye götürür mü? Sistem geldiğinde MHP yeniden iktidar olama şansını bir daha bulamayacaktır. Sistem, dar bölge daraltılmış bölgedir. Dar bölgede ana muhalefet partisi HDP olacaktır. İktidar AKP. Daraltılmış bölge sisteminde de yine AKP kendisini tek başına ve Meclis’te ezici çoğunluk ile iktidar yapmak istiyor. Sistem ile kendi yandaş yargıçlarını yerleştirecekler.“ ifadelerini kullandı.
„KAŞLA GÖZ ARASINDA 2 YILLIK YÜKSEKOKUL MEZUNLARI DA BAŞKAN OLABİLİR DENDİ“
Oğan, „Kaşla göz arasında bir değişiklik daha yapıldı. Dendi ki, 2 yıllık yüksekokul mezunları da başkan olabilir. Bayram değil seyran değil Ak Parti bu 2 yıllıkları neden öptü? Bir sıkıntısı var demek ki?“ dedi.
„BİR RABİA’DIR GİDİYOR. DÖRDÜNE BİZ DE ‚EVET‘ DİYORUZ AMA TEK ADAMA ‚HAYIR‘ DİYORUZ“
Oğan, „Bir Rabia’dır gidiyor. Dördüne biz de ‚evet‘ diyoruz ama tek adama ‚Hayır‘ diyoruz. Kürsü devirenler, salonlara baskın verenler 17 Nisan sabahı yüz yüze bakacağız yine. TV ekranlarını kapatanlar bu devran dönecek. Bu yaptıklarınızdan pişman olacaksınız. Kraldan çok kralcı olan valilere, bürokratlara sesleniyorum bu devran dönecek hesabı sorulacak inşallah. Paralel devlet peydah ettiler bunun için ‚Hayır‘ diyeceğiz“ diye konuştu.
„ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ’A ÇAĞRIM; SEN DE Mİ FETÖ’CÜSÜN?“
Oğan, „Birisi çıkmış ‚tiyatro‘ diyor, birisi çıkmış saldırılara ‚FETÖ tezgahı‘ diyor. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a çağrımdır; saldırıları yapan FETÖ’cü ise bunlar bir tiyatro ise savcılar elinde bunları neden ön kapıdan alıp arka kapıdan bırakıyorsun? Sen de mi FETÖ’cüsün? İstanbul Savcısı da mı FETÖ’cü? Salonlarımız basıldı, kürsülerimiz devrildi diye yılmayacağız. Kardeşi kardeşe düşürmeyin, vebali ağırdır. Bu mücadele federasyona karşıdır. Gerekirse öleceğiz. Ama ülkeyi böldürmeyeceğiz“ açıklamasında bulundu.
Kaynak: Hürriyet
…
BAŞKAN TUTUKLANDI
Samsun’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınıp adliyeye sevk edilen TÜTEV Samsun Şubesi Başkanı Dursun Aksoy tutuklandı, 2 yönetim kurulu üyesi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Kaynak: Hürriyet
…
İZMİR’in Konak Belediyesi ev sahipliğinde, Sosyal Demokrat Belediyeler Birliği (SODEM) ve İzmir Düşünce Kuruluşu tarafından düzenlenen etkinlikte, OHAL kapsamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnameler’le (KHK) mesleğinden ihraç edilen akademisyerler bir araya geldi.
Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe, CHP İzmir Milletvekili Özcan Purçu, SODEM Başkanı, aynı zamanda da Seferihisar Belediye Başkanı CHP’li Tunç Soyer, CHP’li Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve KHK’larla mesleğinden ihraç edilen akademisyenler katıldı. Üniversitelerin bazı bölümlerinin kapatıldığını belirten Başkan Pekdaş, „Türkiye bir başka girdaba girdi, uzun süre uluslararası sözleşmelerden bahsettik ama maalesef yargısız infazlarla üniversiteleri üniversite olmaktan çıkartıp akademisyenleri üniversitelerden uzaklaştırdık. Maalesef üniversiteler akademisyensiz kaldı bazı bölümler tamamen kapandı. Hiçbir karanlık sonsuza dek sürmez“ diye konuştu.
SODEM Başkanı Soyer de, „Burası herkese tek tek teşekkür etmem gereken insanlarla dolu. Sayımıza bakmayın temsil kabiliyeti yüksek insanlar burada. 1968’lerden bu yana sol hareket ne kadar dayanışma içinde olduysa serpilmiştir, genişlemiştir, ne kadar çok ayrışmışsa da o kadar çok darbe ortamına zemin oluşmuştur. Mümkün olduğu kadar aramızdaki dayanışmayı güçlendirmeliyiz. KHK’larla ihraç edilen, akademisyenleri, memurları ve öğretmenleri dinleyeceğiz. Hayalini kurduğumuz bir demokrasi ya da siyaset akademisini bu arkadaşlarımızla kurabiliriz. Bugün onları dinleyip yaşadıkları sıkıntıları paylaşacağız“ dedi.
İzmir Düşünce Topluluğu adına konuşan Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Engin Önen, „Yakın arkadaşlarımı uzaklaştırdılar. Ülkemiz zor günlerden geçiyor. Sadece ülkemiz değil kurumlarımız da zor günler geçiriyor. Hayatım boyunca üniversitenin bu kadar kötü olduğunu görmedim. İtibarını zedeleyecek gelişmelerin yaşandığını daha önce hiç görmedim. Her itiraz her muhalefet terör olarak değerlendirilemez. Türkiye’nin can yakıcı sorunları var demokrasilerde iktidarı desteklemek zorunda değiliz. İktidar kendisini eleştirenleri terörist olarak göremez. Bu süreçte bizler ve basın da gerekli direnci gösteremedi. Korku normal bir duygudur, çıkar ve menfaatte, ama denge tutturamıyoruz. Yeni bir vesayet sistemi kuruluyor“ dedi.
ESKİDEN DAHA ÇOK DERS VERDİM
Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesiyken KHK kapsamında ihraç edilen Melek Göregenli, „İhraç oldum, ama eskisinden daha çok ders verdim. Bu kent adeta bize kucak açtı. Herkese ayrı ayrı teşekkür ederim. Başarısız darbe girişiminden sonra pek çok KHK çıktı ve on binlerce insan işinden edildi. Hukuk hepimize lazım. Ben sosyalist bir insanım Fethullah Gülen cemaatini hoş görmem ya da desteklemem mümkün olamaz. Ama FETÖ gerekçesiyle işten atılan insanların somut delillerle yargılanması gerekiyor. O insanlardan bazıları intihar etti. Bizim üniversitemize kayyum atandı. Seçimle ilk üçe girenler atanmadı, çünkü hiç birine güvenmiyorlar. Güvendikleri dinci insanlar FEÜÖ’cü mü değil mi bilmedikleri için güvendikleri başka birilerini atadılar. Eğer biz belediyelere kayyum atandığında sesimizi çıkartsaydık belki bizim üniversitemize kayyum atanmazdı. Biz bu ülkede yaşıyoruz ve hiçbir yere gitmeyeceğiz“ diye konuştu.
Tufan HAMARAT / İZMİR, (DHA)
FOTOĞRAF
Kaynak: Hürriyet
…
Mehmed Hakkı ÖZBAYIR/MANİSA, (DHA)- MANİSA’da FETÖ/PDY soruşturmasında gözaltına alınan 18 eski polisten 8’i, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
FETÖ/PDY’nin Manisa Emniyet Müdürlüğü yapılanmasına yönelik olarak geçen 28 Şubat’ta yapılan operasyonda, örgüt içerisinde faaliyet gösterdikleri tespit edilen 18 eski polis gözaltına alındı. Bu sabah şüpheliler adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 8’i çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı, 10 kişi ise nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuksuz yargılanmak üzere adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Kaynak: Hürriyet
…
Ömer KOÇ/KAHRAMANMARAŞ, (DHA) – BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Kahramanmaraş İl Başkanı Hasan Kızıldağ, referandum ile ilgili partide yapılan istişare toplantısında ‚Hayır‘ sonucunun çıkmasına rağmen Genel Başkan Mustafa Destici’nin ‚Evet‘ açıklamasında bulunduğunu öne sürdü. Kızıldağ, „Bu karar; Büyük Birlik Partisi’ni bağlayacak bir karar değildir. Partiyi bağlayacak bir karar olmuş olsaydı teşkilatlarımızın ortaya koyduğu tavır ve iradeden oluşan ‚Hayır‘ açıklamasını yapması lazımdı“ dedi.
16 Nisan’da yapılacak referandumda oylanacak Anayasa değişikliği teklifinin kişiye özel ve Ak Parti’nin ömrünü uzatacak bir teklif olduğunu savunan Hasan Kızıldağ, bununla ilgili partide 45 gündür bir istişare yapıldığını söyledi. Kızıldağ, „Bu toplantıya katılan kadın kollarımız, Alperen ocaklarımız, Avrupa Türk Birliği Federasyonumuz, kurucular kurulu üyelerimiz, MKYK üyelerimiz ve il başkanlarının yapmış olduğu istişare sonunda çıkan netice, yüzde 99 ölçüsünde ‚Hayır’dır“ dedi.
‚İHANETE ORTAK OLMAYIZ‘
Genel Başkan Destici’nin kendisine taahhüt de verdiğini ifade eden Kızıldağ, şunları söyledi:
„Genel Başkanımız bana ‚Bu parti tek adam partisi değildir. İstişarede çıkan sonucu açıklarım‘ taahhüdünde bulunmuştu. Lakin bugün yapmış olduğu açıklama bunun tam tersi yönünde bir açıklama oldu. Dolayısıyla bu karar sadece temsili bir karar, Büyük Birlik Partisi’ni bağlayacak bir karar değildir. Partiyi bağlayacak bir karar olmuş olsaydı teşkilatlarımızın ortaya koyduğu tavır ve iradeden oluşan ‚Hayır‘ açıklamasını yapması lazımdı. Bizi hayrete düşürmüş olan bu durumu sayın Genel Başkan’ın sarayla yapmış olduğu görüşme sonrası tavır değiştirdiğini görmekteyiz. Ne konuşuldu ne edildi bu da manidardır. Dolayısıyla biz memleket ve millet meselesi adına hiçbir ihanete ortak olmayız. Muhsin Yazıcıoğlu’nun arkadaşları hiçbir kötü kararın altına imza atma ve memleketimizi sıkıntıya sokacak böyle bir sürece de destek vermez.“
‚TEŞKİLATLAR KAZAN KALDIRDI‘
BBP İl Başkanı Hasan Kızıldağ ayrıca, Destici’nin açıklamasına birçok il teşkilatının da karşı çıktığını savunarak, „Bugün sadece Kahramanmaraş teşkilatı olarak değil birçok teşkilatımız kazan kaldırmış durumda, her yerde teşkilatlarımız farklı farklı açıklamalar yapılmakta ve eminim ki teşkilatlarımız bu hafta sonu Ankara’da toplanarak genel merkezimizi protesto edecek bir tavır sergileyecektir. Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının kararının bu olmadığını beyan edeceklerdir“ dedi.
ŞENDİLLER: SARAYDA NE KONUŞULDU?
BBP’den 19’uncu Dönem Kahramanmaraş Milletvekilliği yapan Ökkeş Şendiller ise Kızıldağ’ın açıklamalarına katıldığını belirterek partililerin referandumda ‚Hayır‘ diyeceğini kaydederek, şunları söyledi:
„Büyük Birlik Partisi iki sebepten dolayı Anayasa değişikliğine olumlu bakmadı. Birincisi rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun şahadetinden dolayı mevcut hükümetin tutumları en büyük sebep oldu. Bildiğiniz gibi arma- kurtarma sabote edildi, Muhsin Yazıcıoğlu’nun davasına bakan ve bu konuda onun aleyhinde karar veren kamu görevlilerinin tümü bu zamana kadar mükafatlandırıldı. Mevcut hükümet ayrıca bu konunun kapatılması için bu zamana kadar uğraştı. 105 Temmuz’dan hemen önce Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı Yazıcıoğlu’nun davasıyla ilgili takipsizlik kararı verdi ve şu ana kadar da daha kapağı kaldırılmadı. Her erken kalkan AK Partili ve yetkili ‚Muhsin Yazıcıoğlu’nun katillerini bulduk‘ diyor. Ben buradan çağrıda bulunuyorum, bu lafı istismar için kullanmayın. Muhsin Yazıcıoğlu’nu kim katlettiyse, onların deyimiyle FETÖ olur, bir başkası olur kim olursa olsun bunu bulmak devletin ve hükümetin vazifesidir. Bunu bulmamışken, 15 Temmuz öncesi dosyayı kapatıp 7 aydan beri açılmamışken BBP’den ‚Evet‘ oyu beklemek kimsenin akıl karı değildir. O zaman partinin Genel başkanı Sayın Mustafa Destici neye dayanarak partinin kurularının kararına ters olarak böyle bir açıklamayı niye yaptı, bunun pazarlığında ne var, sarayda ne görüşüldü, Muhsin Yazıcıoğlu dosyası gündeme geldi mi gelmedi mi onun açıklamasını istiyoruz.“
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
BOLU MİTİNGİNDE KONUŞTU
Başbakan Yıldırım, Bolu’da 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda halka hitap etti. Başbakan Yıldırım, 15 Temmuz sonrası MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Türkiye’de beka sorunu olduğunu görerek kendilerine destek verdiğini söyledi. Yıldırım, „Milliyetçi kardeşlerime teşekkür ediyorum. ‚Önce memleketim ve milletim‘ dediler. Parti çıkarını bir tarafa bıratılar. Teröre karşı, düşmanlara karşı, birliğimize, beraberliğimize zarar verenlere karşı bir olduk, bu anayasayayı hazırladık. Hayırcılardan hayır gelmez. En güzel işler evet ile başlar. Evet’te bereket vardır“ dedi.
En başta terör örgütlerinin değişikliğe ‚hayır‘ dediğini ifade eden Başbakan Yıldırım, şöyle konuştu:
„Kandil’den üst üste ‚hayır‘ mesajları geliyor. FETÖ’cüler, 15 Temmuz’un katilleri bu değişikliğe ‚hayır‘ diyor. PKK’nın elebaşları Avrupa’da ‚hayır‘ propagandası yapıyor. Almanya açık açık kendi televizyon kanallarında ‚hayır‘ propagandası yapıyor. Almanya bizim bakanlarımıza izin vermezken, bizim oradaki çalışmalarımıza izin vermezken bölücülerin, FETÖ’cülerin her türlü faaliyetlerine sonuna kadar izin veriyor. Almanya’da ‚hayır’a özgürlük var, ‚evet’e özgürlük yok. Benim Almanya’daki Avrupa’daki milyonlarca memleket sevdalılarım bunun cevabını 16 Nisan’da öyle bir verecek ki onlar da şaşıracaklar. Biz bu çifte standardı yüzlerine vurunca rahatsız oluyorlar. Ne yaparsa yapsınlar bu milletin iradesinin önüne geçemezler. Neden rahatsızlar? Çünkü Türkiye bu sistemle büyüyecek. İstiyorlar ki Türkiye büyümesin. Türkiye hep onların arkasından yürüsün, sesini yükseltmesin. Türkiye el pençe divan, bunlar önde, Türkiye arkada. Artık kararını veren, geleceğine karar veren Türkiye var. Bunlar Türkiye büyümesin, terör bitmesin diye el ele verdiler, hayır için çalışıyorlar. Oyunları hep birlikte bozacağız.“
‚BURADAN TEK ADAM, DİKTATÖR ÇIKMAZ‘
Yeni sistemin tek adam rejimi olmadığını söyleyen Yıldırım, „Tayyip Erdoğan fanidir. Neden tek adam değil? Çünkü Meclis var. Meclis daha güçlü hale geliyor. Meclis de milletvekilleri de şimdikinden daha güçlü hale gelecek. Meclis, Cumhurbaşkanı her 5 yılda milletin önüne çıkacak hesap verecek. Milletin seçtiği, her 5 yılda da hesap verdiği bir sistemde nasıl tek adam olur, nasıl diktadörlük olur? Bu kadar yalan olur mu, bu kadar çarpıtma olur mu? Seçtiğiniz hükümeti beğenirseniz 5 yıl sonra bir daha seçersiniz, beğenmezseniz ‚hadi işine‘ dersiniz. Ne kadar beğenirseniz beğenin en fazla 2 sefer seçiliyor. 3’üncü yok. Buradan tek adam çıkar mı, diktadörlük çıkar mı?“ diye konuştu.
‚YARGIDA İMTİYAZA SON VERİYORUZ‘
HSYK’nın yapısını değiştirdiklerini söyleyen Yıldırım, „Şu anda cumhurbaşkanı 4 üye seçiyor. Yenisinde de 4 tane seçiyor. Ama şu anda meclis HSYK’ya üye seçemiyor. Vekiller, yargı bürokratlarını seçemiyor. Yeni sistemde ise HSYK’nın 7 üyesini meclis seçiyor. Sizin vekilleriniz seçiyor. İşte yargı bağımsızlığı bu. Yargıdaki imtiyaza son veriyoruz. Yargıda askeri yargı, sivil yargı ayrımını kaldırıyoruz. Askeri mahkemeleri kapatıyoruz. Artık herkes sivil mahkemelerde yargılanacak. Hesabını orada verecek. Yargıda birliği sağlıyoruz“ dedi.
‚GENÇLERİMİZE GÜVENİYORUZ‘
CHP’nin seçilme yaşının 18’e indirilmesine de karşı olduğunu ifade eden Yıldırım, „Gençlerine güvenmeyenin geleceği olmaz. Türkiye’nin geleceği sizsiniz. Onun için size güveniyoruz. Size siyasetin kapılarını sonuna kadar açıyoruz. Gençler 18 yaşında yuva kurabiliyor, ehliyet alabiliyor, 20 yaşında askere gidiyor, terörle mücadele ediyor. ‚Milletvekili olsun‘ diyoruz, ‚Olmaz, onlar daha küçük.‘ Fatih İstanbul’u fethettiğinde 21 yaşındaydı. Memleketin namusunu emanet ettiğimiz gençlere neden meclise girmeyi çok görüyoruz. Gençlerimize güveniyoruz“ diye konuştu.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
NİĞDE, (DHA)- NİĞDE’de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında gözaltına alınan 3 kişi çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Niğde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında 14 adrese düzenlenen operasyonda 12 kişi gözaltına alındı. İçlerinde öğretmen, hastane çalışanı, müftülük, askeri fabrika, şeker fabrikası, özel idare ve belde belediyelerde çalışan şüpheliler sorgularının ardından adliyeye sevk edildi.
Şüphelilerden 3’ü tutuklandı, diğerleri ise serbest bırakıldı.
Kaynak: Hürriyet
…
„TÜRK PİLOTU TEK BAŞIMA SİLAH KULLANMADAN KURTARMIŞTIM“
Muğla 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın duruşmasında taleplerini dile getiren FETÖ’nün Çiğli imamı olarak bilinen Astsubay Başçavuş Zekeriya Kuzu bu sırada kendisini anlatırken, „Milliyetçi ve muhafazakar olduğum için cezalar aldım. Ege’de problemli sularda, Türk-Yunan F16’larının çarpışması olayında Türk pilotu tek başıma silah kullanmadan kurtarmıştım. Böylece olası bir savaşı önlediğim söylenmişti. Hatta silahım olmadan aşağı inmem eleştirilmişti“ dedi.
„BULUNDUĞUMUZ HELİKOPTERİN İNCELENMESİNİ İSTİYORUM“
Muğla 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davaya verilen aranın ardından tutuklu sanıklardan İstanbul’daki Harp Akademileri Komutanlığı’nda görevli Yüzbaşı Mehmet Cantaz’ın talebinin alınmasıyla devam edildi. Savuma hakkının kısıtlandığını öne süren Yüzbaşı Cantaz, „Bu nedenle yeterli savunma yapamadık. Bulunduğumuz helikopterin incelenmesini istiyorum. Babamın telefon numarasını kullanıyorum. FETÖ ile ilgim yok. Bu bile belki delil olabilir“ dedi.
„OTURUP ÇOCUKLAR GİBİ AĞLAYACAK HALİM YOK“
Daha sonra Binbaşı Şükrü Seymen’in talebi alındı. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile sanıklara kendilerini üçten fazla avukatla savunamama kısıtlaması getirildiğine dikkati çeken Binbaşı Seymen, şunları söyledi:
„Adil yargılanma gereği müşteki olan Cumhurbaşkanı’nın avukatlarının da üç kişi ile sınırlandırılmasını talep ediyorum. Müşteki avukatlarının iddialarının tamamını reddediyorum. Meclis’in ve özel harekatın bombalanması gibi konuların dava ile ne ilgisi var? Asker olduğumu, bana verilen emiri yerine getirdiğimi, darbede bulunduğumu söyledim. Oturup çocuklar gibi ağlayacak halim yok. İddianamedeki ifadelerimiz baskı, tehdit ve şantajla, doğru olmayan suçlamalarla alındı. İleride bugün ile ilgili belgeseller çekilecek, kitaplar yazılacak, oturumlar yapılacak. Çocuğum bana, ‚Baba, bu haksızlığa nasıl boyun eğdin‘ derse, ‚Allah’tan başka kimseye boyun eğmedim‘ diyeceğim. Hakkımda sahte rapor düzenleten polis ve resmi yetkililer hakkında sonuna kadar mücadele edeceğim. Darbeyi cuma sabahı öğrendim ve 12 kişiyi de ben seçtim. Ancak ben helikoptere ateş etmedim. İddianamedeki tutanaklara göre helikoptere ateş ettiğim ve bir kurşun isabet ettirdiğim yazılı. Bu bana hakarettir. Benim seviyemde biri o helikoptere ateş etseydi, en az 28-30 mermi isabet ettirirdi.“
„TUTUKLULUĞUMUN DEVAMINI TALEP EDİYORUM“
Sanık Astsubay İlyas Yaşar da „Cumhurbaşkanına bu suikast girişiminin gerçeklerinin ortaya çıkarılmasını talep ediyorum. Binlerce kişinin hayatını ve ülkenin geleceğini tehlikeye atarak bize bu tuzağı kuranlar, elini kolunu sallayarak dışarıda gezerken, biz burada savunma yapıyoruz. ‚Gerçekler ortaya çıksın‘ diye mücadele etmek için, tutukluğumun devamını talep ediyorum“ dedi.
„MAÇ 90 DAKİKA HENÜZ BİTMEDİ MESAJINI BEN YAZMADIM“
Astsubay Yaşar’ın talebinin alınmasının ardından iddianameyi hazırlayan savcı Ali Cenk, sanık Yüzbaşı Mehmet Öztürk’ten cezaevinde kendisi ile aynı suçtan tutuklu olan kişilere yazdığı ve gönderirken yakalandığı „15 Temmuz bir son değil başlangıçtır. Maç 90 dakika henüz bitmedi“ mesajını açıklamasını istedi. Yüzbaşı Öztürk, bunun üzerine „Yazı bana ait değil, iftira atılıyor“ diye yanıt verdi.
„NİHAT DOĞAN GİBİ GİYİNDİK“
Tutuklu sanıklardan son olarak Yüzbaşı Özay Cödel’in talepleri dinlendi. Yüzbaşı Cödel, şunları söyledi:
„Cezaevinden gelirken takım elbise kravat takmamızın engellenmesinin anlamını kavrayamadık. Bunun otobüsteki mini etekli kadını tekmeleyen zihniyetten farkı yok. Neden bunu bize yapıyorlar? Nihat Doğan gibi giyinip mahkemeye gelmek hoşumuza gitmiyor. Arkadaşım yanımda şehit oldu. Ben ölseydim, ‚şehit‘ diyeceklerdi. Şimdi, ‚Vatan haini‘ diyorlar. FETÖ’cü değilim, vatan haini değilim, vatanımı çok seviyorum. Elimde savunma için kelimelerden başka gücüm yok. İnsani değerleri kaybetmiş bir zihniyetle karşı karşıya kaldığımı düşünüyorum. Bana, ‚Vatan haini, darbeci‘ diyen, küfür edenlere ‚Kendinizi bizim yerimize koyun. Kabul ederseniz bunları yapmaya devam edin‘ diyorum.“
Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ, duruşmayı ara kararını vermek üzere yarın saat 15.00’e erteledi.
Kaynak: Hürriyet
…
KUCAKLARINDA ÇOCUKLARIYLA ADLİYEYE GELDİLER
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Bylock kullandıkları iddiasıyla bugün gözaltına alınan 18 kişiden 6 kadın adliyeye sevk edildi. 5’i öğretmen 6 kadın emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilirken, iki kadının kucağında çocuklarının olduğu görüldü.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
ŞÜPHELİ SAVCILIKTAN SERBEST
Samsun’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında meslekten ihraç edilen 3’cü sınıf Emniyet Müdürü Güvenç Erdoğan’ı sokak ortasında döven ve gözaltına alınan Ramazan Ç. emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede savcılık tarafından serbest bırakıldı.
Kaynak: Hürriyet
…
Mustafa İNSAN/ MERSİN (DHA)- MERSİN’de FETÖ soruşturmasında adının geçtiğini söyleyerek kokuttuğu esnaftın 100 bin lirasını dolandırmak isteyen 2 kişi suçüstü yakalandı.
Olay, merkez Yenişehir İlçesi’nde meydana geldi. Kendisini polis olarak tanıtan Adnan Kılınç (42), market işleten Murat Koyunlu’nun işyerine gitti. Koyunlu’ya ‚Savcı beyin talimatı ile geldim. Esnaf olduğunuz için baskın yapmıyoruz. Savcı Bey sizinle telefonda görüşecek. Sizle bir çay içmeye gideceğiz‘ diyerek, kendi otomobili ile çay bahçesine götürdü. Kılınç yolda Koyunlu’ya, FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınan esnaf arkadaşının adını söyleyerek, kendisinin adının geçtiğini söyledi. Kılınç, dosyaya bakan savcının 100 bin liraya davayı kapatabileceğini, eğer parayı vermese 10 gün içinde gözaltına alınacağını söyledi.
Parayı vermeyi kabul ederek dolandırıcıların yanından ayrılan Koyunlu, Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliği’ne başvurarak, yardım istedi. Koyunlu’nun ifade doğrultusunda harekete geçen polis, buluşma noktasında önlem alıp, para dolu poşeti alan Adnan Kılınç’ı suçüstü yakaladı.
Üzerinden sahte polis rozeti ile sahte polis gazetesi tanıtım kartı çıkan Kılınç’ın ifade doğrultusunda Muhammet Palit’i (27) ile birlikte hareket ettiğini itiraf etti. Kendisine iftira atıldığını ileri süren Palit ise Emniyet Müdürlüğü’ne gelerek teslim oldu. İfadeleri alınan zanlılar, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Mutlu YUCA- Gürkay GÜNDOĞAN- Tezcan SOLMAZ/DÜZCE, (DHA) – BAŞBAKAN Binali Yıldırım, „Kılıçdaroğlu geçen referandumda hangi sandıkta oy kullanacağını unutmuştu, gidememişti. Bu sefer de gitsin hiç değilse ‚evet‘ versin. Bizim söylediğimizi söylüyor. İşi tamamlasın“ dedi.
Başbakan Binali Yıldırım, Düzce’de Anıtpark’ta düzenlenen mitingde halka hitap etti. Mevcut sistemi eleştiren Yıldırım, „Pusula bozulmuş. İş görmüyor. Bozuk pusulayla gemi ya batar ya da karaya oturur. İki başlı yönetimler pusulayı eline aldı. Zannettiler ki ‚bu işi yapacağız.‘ Yapamazsınız kardeşim. Zaten yapamadınız. Kavga kavgayı, o da kara günleri getirdi. Mevcut anayasada cumhurbaşkanı da Başbakan da güçlü. Bu yüzden çoğu zaman bu iki makam arasında anlaşmazlık oluyor. Bu anlaşmazlıklar bazen o kadar ileriye gidiyor ki iki makam birbiriyle kavga bile ediyor. 2001 krizi neden oldu? Cumhurbaşkanı anayasa kitapçığını Başbakana fırlatı, o da ona hakaret etti. Bedelini kim ödedi? Millet ödedi millet. 2001 yılında sabah bir uyandık, 21 Şubat’ta, kışın ortasında millet yarı yarıya fakirleşmiş. Borcu iki kat artmış. Merkez Bankası’nın kasasında bir gecede 7 milyar dolar uçup gitmiş. Faizler yüzde 7500’ü bulmuş. Ülkemiz muz cumhuriyetine dönmüş. Bu acı tecrübeleri birlikte yaşadık“ dedi.
50 YILDA 48 HÜKÜMET
„Türkiye’de her 5 yılda bir seçim olsaydı şu anda 19’uncu hükümet işbaşında olacaktı“ diyen Başbakan Yıldırım, şimdi 65’inci hükümetin iş başında olduğunu söyledi. Yıldırım, „İsrafa bak. Bu Türkiye’ye yakışmıyor. 1950’den beri 48 hükümet kurulmuş. Her bir hükümetin süresi 1 yıl 3 ay. Bu süre zarfında 1950 yılından bu yana İngiltere sadece 15 hükümet kurmuş. ABD sadece 17 başkan seçmiş. Biz 48 hükümet kurmuşuz. Bir de vesayet bloğu, darbeler, muhtıralar, milli iradeyi tehdit, kumpaslar almış başını gitmiş. Neyse ki yıllar sonra milletin sinesinden Ak Parti çıktı. Onun kurucu genel başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan çıktı“ dedi.
‚TÜRKİYE HEP BAHARI YAŞASIN‘
Yıldırım, birilerinin darbe anayasasının mevcut sisteminden nemalandığını vurgulayarak, „Millete devamlı aba altında sopa gösteriyorlar. Demek ki bu sistemin bir yanlışı var. Bu yanlış yetkinin doğrudan milletten alınmaması. Yaptığımız bu değişiklikle beraber temsil sorunlarının siyasi tıkanıklıklarını artık geride bırakacağız. Yeni anayasa 79 milyonu kucaklayan, kutuplaşma yerine kucaklaşmayı ön gören, çatışma yerine birlikte çalışmayı sağlayan bir anayasa olacak. İstiyoruz ki Türkiye artık hep baharı yaşayalım. Çocuklarımız, gençlerimiz umut dolu yarınların inşa edildiği bir ülkede yaşasın. Onun için bu sistemle Türkiye milletin istikametinde ilerlemeye devam edecek“ dedi.
KILIÇDAROĞLU’NUN BAŞBAKAN GAFI
Yıldırım, yeni sistemde meclisin Cumhurbaşkanı’nın ihtiyacı olan yasaları çıkaracağını, cumurbaşkanını denetleyeceğini, soruşturma, genel görüşme yapacağını, yazılı soru soracağını belirterek, meclisin etkisizleştirildiği eleştirilerine cevap verdi. Kılıçdaroğlu’nun Başbakan açıklamasına da değinen Yıldırım, „Kılıçdaroğu öyle bir laf ettik ki bizi bizim anlatamadığımız işi bir dakikada anlattı. Aynen fıkra gibi. Dedi ki ‚Siz bu sistemi getiriyorsunuz da Cumhurbaşkanı bir partiden, Başbakan başka partiden olursa bunlar geçinemezse ne olacak?‘ Biz de zaten bunu anlatmaya çalışıyoruz Kemal Bey. Bizim anlatamadığımızı sen en güzel şekilde anlattın. Aslında teşekkür etmek lazım. Ama yardımcısı çıktı dedi ki ‚Kemal Bey onların hepsini biliyor, yanlış konuşmadı, tersinden okudu.‘ Bu da doğru. Bunlar zaten her şeyi tersten okuyorlar. İşleri güçleri tersinden gitmek. Eller aya bunlar yaya“ dedi.
‚ÇEVİR KAZ YANMASIN‘
Kılıçdaroğlu’nun gaf açıklaması yaparken cumhurbaşkanının partisi ile Meclis’te çoğunluğu olan partinin farklı olması durumunda ortaya çıkacak duruma işaret ettiğini söylediğini belirten Yıldırım, „Şimdi cahillikleri ortaya çıkınca çevir gaz yanmasın. Bu sefer, ‚Cumhurbaşkanı seçildi bir partiden. Mecliste çoğunluk başka partiden olursa o zaman ne olacak?‘ Bu sefer bu tarafa döndü. Sen değil miydin ‚tek adam olacak‘ diyen. Demek ki meclis de var. Tek değil. Meclis, cumhurbaşkanı ikisi birbirini dengeliyor. Birisi yasama, denetleme yapıyor, diğeri de ülkeyi yönetiyor. 5 yıl boyunca her iki kurum da milletten aldığı yetkiyle vazife yapıyor. Şimdi bunlar anlaşamazsa ne olacak? Meclis, cumhurbaşkanı her iki kurum da seçime götürme yetkisi var. Ama bir şartla. Meclis seçim kararı alırsa kendileri de gidiyor, cumhurbaşkanı da gidiyor. Cumhurbaşkanı karar alırsa mecils de gidiyor kendi de gidiyor. Giderlerse hep beraber, dururlarsa hep beraber. Ne olacak, anlaşacak, uzlaşacak, kriz çözecekler, 5 sene milletin önüne sorun getirmeyecekler. Sistemin güzelliği bu“ dedi.
‚KILIÇDAROĞLU GİTSİN EVET VERSİN‘
CHP’nin her şeye karşı olduğunu söyleyen Yıldırım, „‚Yeni Anayasa’da yargı tarafsız olsun‘ diyoruz. Kılıçdaroğlu buna da karşı. Ama niye olduğunu anladık. Meğerse Kılıçdaroğlu Anayasa değişikliği metnini okumamış. Artık onu mazur görüyoruz. Daha fazla da Kılıçdaroğlu ile vaktimizi doldurmayalım. İşimize bakalım. Yapacak çok işimiz var. Esasında bu kadar şeyi söyledikten sonra Kılıçdaroğlu geçen referandumda hangi sandıkta oy kullanacağını unutmuştu, gidememişti. Bu sefer de gitsin hiç değilse ‚evet‘ versin. Bizim söylediğimizi söylüyor. İşi tamamlasın“ diye konuştu.
‚BAZI ÜLKELER HALK OYLAMASINA ENGEL ÇIKARDI‘
16 Nisan’da ‚evet‘ oylarıyla yeni anayasayı yürürlüğe sokacaklarını söyleyen Yıldırım, şöyle devam etti:
„Ülkemizi bölmeye çalışan PKK bölücü terör örgütü, FETÖ, DAEŞ, bilimum örgütlerinin de defteri dürülecek. Kimse bu ülkeyi bölmeye cesaret edemeyecek. Terörü kökünden bitirmek için, bağımsız ve güçlü Türkiye için, çoğulcu demokrasi için, iş için, aş için kararımız net, oyumuz evet. Demokrasi treninden inmeden 16 Nisan’a kadar durmadan, yorulmadan çalışacağız. Varsın birileri bu demokrasi treninden insin. Varsın Avrupa’nın bazı ülkelerinde Türkiye’ye karşı engellemeler yapılsın. Bu bizim değil, bu engellemeleri yapan ülkelerin ayıbıdır. Dost ülke kavramına yakışmayan utanç verici uygulamalar, 2’nci Dünya Savaşının siyasi zihniyetinin yansıması olan yasaklamalar, engellemeler yapan ülkelerin demokrasiyi, özgürlükleri hazmetmediklerini gösterir. Her fırsatta düşünce özgürlüğü, farklı görüşe saygı kavramını ağzından düşürmeyen Avrupa ülkelerine bakalım. Bakanlarımızın orada memleket sevdalılarıyla buluşmasına ve demokrasi içinde görüşlerini ifade etmelerine bile tahammül edemiyorlar. Almanya’da seçim oluyor. Türkiye’nin orada milyonlarca oy kullanacak vatandaşı var. Onları etkileme gücü var. Biz bu gücü kullanıyor muyuz? Bizim başka ülkelerin seçimlerine, iç işlerine karışmak gibi düşüncemiz olamaz. O zaman aynı hassasiyeti dost bildiğimiz ülkelerden biz bekliyoruz. Bazı ülkeler halk oylamasına engel çıkararak taraf olmuşlardır. Hayırcılardan tarafa taraf olmuşlardır.“
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
İSTANBUL, (DHA)- MEKTEBİM, önümüzdeki eğitim öğretim yılında açacağı 16 kampüsü düzenlediği basın toplantısı ile tanıttı. Türkiye genelinde toplam 51 kampüse ulaşacak olan Mektebim’in Kurucusu Ümit Kalko, gelecek hedeflerini ve eğitime yaptıkları yatırımları da katılımcılarla paylaştı.
İstanbul Swiss Otel’de gerçekleşen toplantıya Mektebim Kurucusu Ümit Kalko, çok sayıda basın mensubu ve davetliler katıldı. Toplantıda öncelikle yeni açılacak okulların tanıtım videosu katılımcılarla paylaşıldı. Videonun ardından Ümit Kalko’nun konuşmasıyla devam eden toplantı, soru cevap kısmıyla son buldu.
HEDEF 2 YILDA 60 YENİ KAMPÜS
Eğitim sektörüne sadece ticari açıdan bakmamak gerektiğini söyleyen Ümit Kalko, „Eğitimden kazandığınızı eğitime yatırdığınız sürece başarılı olabilirsiniz. Bugüne kadar bu temel ilke ile çalışmalarımızı sürdürdük. Önümüzdeki 2 yılda 60 kampüs daha açma hedefimiz var. İlk eğitim yatırımlarına başladığımızda bir tane okul açmak için çok zorlanmıştık. Ama her geçen büyüdük ve şu anda 6 bin çalışanı olan büyük bir aile olduk” dedi.
İSTİHDAMA YÖNELİK MİLLİ SEFERBERLİĞE DESTEK
60 yeni kampüs için toplamda 1.8 milyar liralık bir yatırım yapacaklarını dile getiren Kalko, “Bunların büyük kısmını gayrimenkul yatırımcıları eliyle yapmayı düşünüyoruz. Bunun yanı sıra devletimizin verdiği yatırım teşvikleri ve öğrencilere uygulanan teşvik destekleri de söz konusu. Tüm bunlar doğru bir eğitim alt yapısıyla beslenir ve desteklenirse karşılıksız kalmaz. Bu bağlamda biz de yatırımlarımıza devam edeceğiz” diye konuştu. 15 Temmuz’dan sonra Cumhurbaşkanı tarafından başlatılan istihdama yönelik milli seferberlik ilanını desteklediklerini belirten Kalko, “Önümüzdeki eğitim öğretim sezonunda 2 bin 500 yeni çalışanı bünyemize katacağız. 2 yılda açacağımız 60 yeni kampüsle ise Mektebim’de toplam çalışan sayısını 15 bine çıkarmayı hedefliyoruz. İstihdam, eğitimin en önemli süreçlerinden birisi. Çünkü biz hizmet sektöründeyiz ve çalışanlarımız kadar güçlüyüz” ifadelerinde bulundu.
YURTDIŞINDA DA ŞUBELER AÇILACAK
Türkiye’de ve yurt dışında açılacak okulları olduğunu söyleyen Kalko, “Yurtiçindeki okullarımızı kısa vadede büyük şehirlerde, orta ve uzun vadede ise 81 ilin her birinde açmak istiyoruz. Bunun yanı sıra yurt dışında da Maarif Vakfı’na destek vermeye çalışacağız. Alt yapı çalışmalarına başladık. Biz yurt dışında vatanını, milletini seven, akıl ve bilim yolunda giden bir eğitim kurumu olarak oralarda FETÖ’den kapanan okulların olduğu yerlere gerçekten vatansever okullar açmak istiyoruz” dedi.
“2019 YILINDA ÜNİVERSİTE AÇACAĞIZ”
Her okul sahibinin bir üniversite açma hayali olduğunu belirten Kalko, “Biz bu hayali hedefe dönüştürdük. Alt yapısını hazırladık ve çalışmalara başladık. 2019 yılında da üniversitenin lansmanını yapmayı düşünüyoruz. İstanbul 3’üncü bölgede sıra dışı bir yatırım olacak. Konsepti ve içeriği ile farklı bir üniversite açmak istiyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.
(FOTOĞRAF)
Kaynak: Hürriyet
…
Mehmed Hakkı ÖZBAYIR/MANİSA, (DHA) – MANİSA merkezli olarak Uşak, İzmir ve Sivas’ta, Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, örgütün gizli haberleşme programı ‚ByLock’u kullandıkları belirlenen 19 öğretmen gözaltına alındı.
Manisa Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı üzerine, FETÖ/PDY’nin Manisa İl Milli Eğitim Müdürlüğü yapılanmasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, telefonlarında ‚ByLock‘ programı olduğu belirlenerek bir süre önce açığa alınan öğretmenlere yönelik Manisa başta olmak üzere Uşak, İzmir ve Sivas’ta bu sabah eş zamanlı operasyonlar düzenledi. Operasyonlarda 19 öğretmen gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin Manisa İl Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin sürdüğü bildirildi.
Kaynak: Hürriyet
…
5 KİŞİ YAKALANDI
Muğla ve 10 ilde FETÖ/PDY’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda haklarında yakalama kararı bulunan 30 kişiden 1’i daha yakalandı. Böylelikle yakalanan şüpheli sayısı 6’ya yükseldi.
Operasyon sürerken, yakalanan 2’si kadın 6 kişi Bodrum Devlet Hastanesi’ne götürülerek sağlık kontrolünden geçirildi.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Olay, Samsun’un İlkadım İlçesi’nde bulunan 19 Mayıs Mahallesi’nde dün meydana geldi. İddiaya göre daha önce Samsun-Çarşamba Havalimanı Şube Müdürü görevinde bulunan ve FETÖ/PDY soruşturması kapsamında meslekten ihraç edilen 3’cü sınıf Emniyet Müdürü Güvenç Erdoğan, tartıştığı Ramazan Ç. adlı bir kişi tarafından sokak ortasında tekme tokat dövüldü.
Olayı haber alan polis ekipleri Ramazan Ç.’yi gözaltına alırken, meslekten ihraç edilen eski müdür Güvenç Erdoğan’ı da ambulansla Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gönderdi.
SOSYAL MEDYADA YAYINLANDI
Bu arada kavga görüntüsünüı Ramazan Ç.’nin tanıdıklarının sosyal medyaya yükledikleri, ancak bir süre sonra bunların yayından kaldırıldığı belirtildi.
Ramazan Ç., polise verdiği ifadede „Güvenç Erdoğan, yanıma geldi. Kendisini Kosova’ya kaçırmamı istedi. Aksi takdirde Kosova’da bulunan ailemin zarar görebileceğini belirtti. Bu nedenle tartıştık“ dedi.
Güvenç Erdoğan ise Ramazan Ç.’nin çağırdığını ve kendisini daha önce görev yaptığı Kosova’ya göndermek istediğini belirtmesi üzerine yanına gittiğini iddia etti. Erdoğan’ın hastanede ki tedavisinin devam ettiği öğrenilirken, Ramazan Ç. İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.
Kaynak: Hürriyet
…
Muhammet KAÇAR / RİZE, (DHA) – RİZE’de FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklanan dönemin İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Yarbay Hilmi Sandal ve örgütün ‚askeri imamı‘ olduğu öne sürülen Osman Şaylı’nın da aralarında bulunduğu 9 sanık hakkında hazırlanan iddianame Rize 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Rize Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 49 sayfalık iddianamede, dönemin İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Yarbay Hilmi Sandal ve örgütün ‚askeri imamı‘ olduğu öne sürülen Osman Şaylı hakkında ’silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek’suçlaması yer aldı. A.B., A.Y., H.A.A., M.B., R.G., S.A. ve T.D. hakkında ise ’silahlı terör örgütüne üye olmak‘ suçlamasının yapıldığı iddianamede sanıklar hakkında 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istendi.
5’i tutuklu 9 sanığın yargılanmasına gelecek hafta başlanacak.
Kaynak: Hürriyet
…
Darbe girişiminin ardından örgütün medya ayağı ile ilgili yürütülen soruşturmada haklarında örgüt üyeliği suçlamasıyla 15’er yıla kadar hapis cezası istenen tutuklu gazeteciler Aytekin Gezici ve Abdullah Özyurt, tutuksuz Yüksel Evsen, Taner Talaş, Hakan Bülent Yardımcı, Rıfat Söylemez, Ali Pekmezci, TGS Şube Başkanı Salim Büyükkaya, Abdurrahim Haklıkul, Mustafa Naim Yalçınel, Osman Palamut ile firari sanıklar Bilal Öğütçü ve Hasan Ertaş dava açıldıktan sonra ilk kez hakim karşısına çıktı.
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, TGS İzmir Şube Başkanı Halil İbrahim Hüner, TGS İstanbul Şube Başkanı Ali Açar, TGS Ankara Şube Başkanı Sinan Tataroğlu ve IFJ Genel Sekreter Yardımcısı Oliver Money Kyrle, duruşmalı izlemek için adliye binasına geldi. Yer olmadığı için salona sadece Oliver Money Kyrle alındı.
Duruşmada savunma yapan şüpheliler, suçlamaları kabul etmedi. Bu sırada duruşmayı gözlemci olarak izleyen Oliver Money Kyrle’yi mahkeme başkanı, sakız çiğnememesi konusunda uyardı. Uyarıya rağmen sakız çiğnemeye devam eden Oliver Money Kyrle salondan çıkarıldı. Uzun yoldan gelmesi nedeniyle yorgun olduğunu söyleyen Oliver Money Kyrle, üzgün olduğunu söyledi.
Adliye önünde gazeticilere açıklama yapan TGS İzmir Şube Başkanı Halil İbrahim Hüner, fikir, düşünce ve ifade özgürlüğünden yana olduklarını belirterek, „Bizlerden isteseniz de terörist yaratamazsınız. Bugün TGS olarak Adana Şube Başkanımız Salim Büyükkaya ve diğer gazetecilerin yanında olduğumuzu göstermek için buradayız. Örgütlerle bizim yakından uzaktan işimiz olmaz“ dedi.
Kaynak: Hürriyet
…
Salih ÜÇTEPE/ADANA, (DHA)- ADANA’da FETÖ/PDY soruşturması kapsamında aralarında yerel televizyon ve gazete sahibi ile gazetecilerin bulunduğu 2’si firari, 2’si tutuklu 13 şüphelinin yargılanmalarına başlandı. Duruşmayı izleyen The International and European Federation of Journalists (IFJ) temsilcisi Oliver Money Kyrle, uyarılara rağmen sakız çiğnemeye devam ettiği gerekçesiyle mahkeme başkanı tarafından salondan çıkarıldı.
Darbe girişiminin ardından örgütün medya ayağı ile ilgili yürütülen soruşturmada haklarında örgüt üyeliği suçlamasıyla 15’er yıla kadar hapis cezası istenen tutuklu gazeteciler Aytekin Gezici ve Abdullah Özyurt, tutuksuz Yüksel Evsen, Taner Talaş, Hakan Bülent Yardımcı, Rıfat Söylemez, Ali Pekmezci, TGS Şube Başkanı Salim Büyükkaya, Abdurrahim Haklıkul, Mustafa Naim Yalçınel, Osman Palamut ile firari sanıklar Bilal Öğütçü ve Hasan Ertaş dava açıldıktan sonra ilk kez hakim karşısına çıktı.
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, TGS İzmir Şube Başkanı Halil İbrahim Hüner, TGS İstanbul Şube Başkanı Ali Açar, TGS Ankara Şube Başkanı Sinan Tataroğlu ve IFJ Genel Sekreter Yardımcısı Oliver Money Kyrle, duruşmalı izlemek için adliye binasına geldi. Yer olmadığı için salona sadece Oliver Money Kyrle alındı.
Duruşmada savunma yapan şüpheliler, suçlamaları kabul etmedi. Bu sırada duruşmayı gözlemci olarak izleyen Oliver Money Kyrle’yi mahkeme başkanı, sakız çiğnememesi konusunda uyardı. Uyarıya rağmen sakız çiğnemeye devam eden Oliver Money Kyrle salondan çıkarıldı.
Uzun yoldan gelmesi nedeniyle yorgun olduğunu söyleyen Oliver Money Kyrle, üzgün olduğunu söyledi.
Adliye önünde gazeticilere açıklama yapan TGS İzmir Şube Başkanı Halil İbrahim Hüner, fikir, düşünce ve ifade özgürlüğünden yana olduklarını belirterek, „Bizlerden isteseniz de terörist yaratamazsınız. Bugün TGS olarak Adana Şube Başkanımız Salim Büyükkaya ve diğer gazetecilerin yanında olduğumuzu göstermek için buradayız. Örgütlerle bizim yakından uzaktan işimiz olmaz“ dedi.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Mahir ALAN/ADIYAMAN, (DHA) – AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Metiner, Ak Parti içinde FETÖ’cü olduğunu tespit edilen kişilerin çıkması halinde, bunları referandumu beklemeden görevden alacaklarını söyledi.
Memleketi Adıyaman’a gelerek temaslarda bulunan Mehmet Metiner, Ak Parti’nin iç işleyişinin kimseyi ilgilendirmediğini ve partide FETÖ’cü unsurların tespit edildiği taktirde referandumu beklemeden gerekenin yapılacağını söyledi.
FETÖ ile mücadele başladıktan sonra bu örgütle ilişkili isimlerin görevden alındığını dile getiren İstanbul milletvekili Metiner şöyle konuştu:
„Biz partimizin içinde FETÖ’cü unsurlar varsa, bunları tespit etmemiz halinde gerekeni yapacağımızı göstermiş bir partiyiz. Birçok belediye başkanımız içeridedirler. FETÖ ile iltisaklı olduğu tespit edilen parti yöneticilerimiz görevden alınmışlardır. İçimizde FETÖ’cüler varsa onlara asla müsamaha göstermeyiz. Ama hiç kimse içimizle oynamaya kalkışmasın. İçimdeki FETÖ’cüleri bilip referandum sonrasına bıraktığımız şeklinde algı oluşturmaya çalışıyorlar. Bizim hileyle hurdayla işimiz yok. İçimizdeki FETÖ’cüleri bilsek tespit etsek asla referandum sonucunu beklemeyiz. Milletimiz bize güveniyor. FETÖ’yle mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir. Yanı başımızda babamızın oğlu da olsa FETÖ’yle irtibatlı, iltisaklı unsurlar varsa tespit etmemiz halinde gerekeni yaparız. O yüzden referandum sonrasına Ak Parti’nin içine yönelik hamlelerin sadece fitne çıkartma yönünde hamleler olduğuna inanıyoruz. Biz Ak Parti ailesi olarak bir bütünüz ve birbirimizin hukukunu sonuna kadar koruruz. Hiç kimsenin birliğimizi, dirliğimizi bozmasına izin vermeyiz.“
CHP’lileri de referandumda ‚evet‘ demeye davet eden Metiner, „CHP’yi anlamak mümkün değil. CHP’nin neyi savunduğunu, neye karşı çıktığını bilmiyoruz. Ama Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından şunu görüyoruz ki karşı çıktıkları şey asıl savundukları şeymiş. Bilinç altlarında evet var ama Erdoğan fobileri olduğu için, Erdoğan’ı milletin değerlerini üstüne taşıyan yeni liderliğin ülkeyi güçlü kılacağına kendilerini de ebediyen iktidardan uzaklaştıracağı için ‚hayır‘ diyorlar. Yoksa onlar da bu sistemin Türkiye’yi siyasal anlamda, ekonomik anlamda çok daha güçlü kılacağını biliyor. Ama, CHP bir tek bu yeni sistemle birlikte bir daha asla iktidara gelemeyeceğini içinden bir cumhurbaşkanı asla çıkartamayacaklarına inandığı için buna şiddetle ve hiddetle karşı çıkıyor. Bunun için CHP’lileri ülkelerin geleceğine sahip çıkmaya ve ‚evet‘ demeye çağırıyorum“ diye konuştu.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
„KARARTILAN DELİLLERİN ORTAYA ÇIKMASINI İSTİYORUM“
Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davada sanık Teğmen Muhammet Burak İpek’in talepleri alındı. Teğmen İpek karartılan deliller olduğunu öne sürüp, bunların ortaya çıkartılmasını isteyerek, „Evimden alınan elektronik eşyalar bana verilmemiştir. Bunların iade edilmesini talep ediyorum. Sizi, zor durumdada bırakmamak için başka talebim yok. Hepimizin çoluğu, çocuğu var“ dedi.
Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ, Teğmen İpek’e, „İşin hakkı neyse onu yapacağız. Büyük dava ama hukuk kuralları içerisinde karar vereceğiz. Kimsenin kuşkusu olmasın“ diye karşılık verdi.
Teğmen İpek’in avukatı ise „Karambole gelmiş bir grup var burada. Buradakilerin tamamının FETÖ üyesi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bize göre suçu işleme konusunda kuvvetli deliller mümkün değildir. Müvekkilim, yakıt alınabilseydi zaten birliğine geri dönecekti. Tahliyesini talep ediyorum“ dedi.
„MÜVEKKİLİM GÖREVİ BİLMEDİĞİ İÇİN MARMARİS’E GİTTİ“
Tuğgeneral Ünsal Coşkun’un avukatı Hasan Aşık da müvekkilinin isnat edilen suçları işlediğine ilişkin somut delillerin bulunmadığını vurgulayıp, „Kendisinin suikast girişimi olayına dahli de yoktur. Müvekkilim Erdoğan’ın İstanbul’da olduğunu biliyordu. Savunmasını tam olarak yapabilmesi için tahliyesini ve Ankara’ya gönderilmesini talep ediyorum“ dedi.
„BU DAVANIN SİYASİ OLMAMASI MÜMKÜN DEĞİL“
Pilot Albay Zeki Göçmen’in avukatı Abdülkadir Uslu da „Cezaevlerinde müvekkillerimiz ile yapılan görüşmeler kamera ile kayda alınıp gardiyanların önünde yapılıyor. Bu adil yargılamaya gölge düşürür. İddianamede suikast geçiyor. Suikasti bir kişi yapar. Bu suikast olamaz. Çünkü Cumhurbaşkanı’nı almaya giden grup İzmir’den çıktığında, Cumhurbaşkanı İstanbul’da medyada açıklama yapmaktadır. Bu darbe girişimini FETÖ’nün yaptığı düşünülüyor ve kabul görüyor. Bu davanın siyasi olmaması mümkün değil. Bu operasyonda müvekkilim, Cumhurbaşkanı’nın değil, bir terör örgütü liderinin alınması için oraya gidildiğini bilmektedir. Müvekkilimin adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını ve cezaevinde rahat ortamda görüşmemin sağlanmasını talep ediyorum“ dedi.
ASTSUBAY KUZU; „TUTUKLULUĞUM DEVAM ETSİN‘ DEMEK DURUMUNDAYIM“
Avukat Uslu’nun beyanın alınmasının ardından ara verilen duruşmaya, öğleden sonra FETÖ’nün Çiğli imamı olarak bilinen Astsubay Başçavuş Zekeriya Kuzu’nun talebinin alınmasıyla devam edildi. Astsubay Kuzu, „Aleyhimde ifade verenlerinin büyük bölümünün ifadeleri çelişkilidir. Ben bunu yaşayacakmışım. Ama şunu belirtmem gerekir, terör örgütüne yönelik kriterlerim incelenirse, sırf milliyetçi-muhafazakar olduğu için sıkıntılar yaşamış biriyim. 2006 yılında Ege Denizi’nde Türk ve Yunan askerleri arasında meydana gelen bir kriz sırasında Yunan SAT komandoların esir alınması olayında tek başıma savaş çıkmasını önlemiştim. Bunu Cumhurbaşkanımız da biliyor. Ama bunu yaşayacakmışız, olsun. ‚Tutukluluğum devam etsin‘ demek durumundayım. Bu duruşmada benden çok Allah size yardım etsin. Savcılıkta verdiğim ifadelerin bir bölümünü kabul etmiyorum. FETÖ tarafından birçok insanın kandırıldığını düşünüyorum. Cumhurbaşkanım da ‚Kandırıldım‘ demişti. Hiçbir avukat beni savunmak istemiyor. Ben kimsenin cüzdanını çalmadım. Basında çıkan haberler algı yaratıyor“ dedi.
Duruşmaya tekrar ara verildi.
Kaynak: Hürriyet
…
İLÇE JANDARMA KOMUTANI DA GÖZALTINA ALINDI
Aksaray merkezli 11 ilde Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması soruşturması kapsamında aralarında kadınların da bulunduğu 26 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler, sorgulanmak üzere Aksaray Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. Gözaltına alınanlar arasında Aksaray’ın, Ortaköy İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Ömer Koçtaş’ın da olduğu ortaya çıktı. Aksaray Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirilen Üsteğmen Koçtaş da sorgulanmak üzere Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
MANİSA’nın Sarıgöl ilçesinde FETÖ/PDY soruşturması kapsamında devlete devredilen 184 öğrenci kapasiteli iki blok halindeki yurtta tamirat ve temizlik çalışmalarına başlandı.
Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Sarıgöl Müdürlüğü, FETÖ/PDY kapsamındaki iki yurdun devlete devrinden sonra Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin barınma ihtiyacını karşılaşacak yurt binalarında çalışmalara başladı. Kredi ve Yurtlar Kurumu Sarıgöl Müdür Vekili Şinasi Koç, yurdun A ve B olmak üzere iki bloktan oluştuğunu söyleyerek „Her iki blokta başladığımız çalışmalarla eksiklikler giderilmeye çalışılıyor. Temizliği tamamlandıktan sonra öğrencilerin yerleşmelerini sağlayacağız. 102 erkek ve 82 kız öğrenciyi yurda kabul edeceğiz“ dedi. Yurdu ziyaret eden Sarıgöl AK Parti İlçe Başkanı Muhammet Toy ise ihtiyaçlarla ilgili bilgi aldığını belirterek „Öğrencilerimizin bir an önce yurtlara yerleşmeleri için elimizden gelen yardımları yapacağız“ dedi.
Vehbi SARIHAN / SARIGÖL (Manisa), (DHA)
FOTOĞRAF
Kaynak: Hürriyet
…
Selda Hatun TAN/İZMİT (Kocaeli), (DHA) – KOCAELİ’de, Fethullahçı Terör Örgütü/Parelel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında Bylock kullanan 25 kişi hakkında yakalama kararı çıkarılırken, 18 kişi gözaltına alındı.
Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Bylock kullandığı tespit edilen 25 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri sabah saatlerinde eş zamanlı düzenlediği operasyonda 18 kişiyi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların meslekten ihraç edilen öğretmenler, kapatılan dernek yöneticileri ve Sermaye Piyasası Kurulu uzmanı olduğu öğrenildi.
Gözaltına alınan zanlılar sorgulanmak üzere Kocaeli Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. 6 kişinin yakalanması için ise çalışmalar devam ediyor.
Kaynak: Hürriyet
…
Ali KADI/NİĞDE,(DHA)-NİĞDE’de Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında 6 kişi gözaltına alındı.
Niğde Cumhuriyet Başsavcılığı’nca sürdürülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında TEM ekipleri tarafından 6 ayrı adrese operasyon düzenledi. Yapılan operasyonlarda çeşitli meslek guruplarından 6 kişi gözaltına alındı. Şüpheliler , sorgulanmak üzere Terörle Mücadele Şube (TEM) Müdürlüğü’ne götürüldü.
Kaynak: Hürriyet
…
Fatih KARAÇALI/ADANA, (DHA) – ADANA’da telefonla aradıkları 39 yaşındaki Nurten Yavuz’un evine kadar gelip, tüp bebek tedavisi için biriktirdikleri 30 bin lira değerindeki altın ve parayı alan taksi şöförü 34 yaşındaki İbrahim Çağan yakalandı. Taksici, aracına binen ve komiser olduğunu söyleyen müşterisinin yönlendirmesiyle altın ve paraları aldığını öne sürerek, „Beni de dolandırdılar, parayı alıp müşterilerime teslim ettim“ dedi.
Merkez Yüreğir İlçesi Akıncılar Mahallesi’nde oturan Nurten Yavuz’u 28 Şubat’ta telefonla arayan kişiler, „FETÖ soruşturmasında adınız geçiyor“ diyerek korkuttu. Yavuz, belediye temizlik işçisi eşi ile birlikte biriktirdikleri 30 bin lira değerindeki altın ve parayı, kapısına kadar gelen kişiye teslim etti. Parayı alan kişi evden ayrıldıktan kısa süre sonra dolandırıldığını anlayan Nurten Yavuz’un şikayeti üzerine polis çalışma başlattı.
TÜP BEBEK İÇİN BİRİKTİRMİŞLER
Şikayet için karakola giden Nurten Yavuz’un ifadesi ailenin girdiği sıkıntıyı ortaya çıkardı. İfadesinde parayı tüp bebek tedavisi için biriktirdiklerini anlatan Nurten Yavuz, „Çocuğumuz olmuyordu, bebek sahibi olabilmek için dişimizden, tırnağımızdan artırıp para biriktirdik. Tedaviye başlamadan bebeğimiz oldu. Bunun üzerine o parayı çocuğumuzun geleceği için kullanmaya karar vermiştik. Bebeğimizin geleceğini çaldılar“ diyerek gözyaşı döktü.
‚TAKSİME BİNEN 2 MÜŞTERİM GÖNDERDİ‘
Olayın meydana geldiği sokaktaki güvenlik kamerasının kayıtlarını inceleyen polis, parayı alan şüphelilin taksicilik yapan İbrahim Çağan olduğunu belirleyip, evinde gözaltına aldı. Polisteki sorgusunda ailenin durumunu ertesi gün gazete ve televizyonlardaki haberlerden öğrendiğini söyleyen İbrahim Çağan şunları anlattı:
„Aracıma 2 kişi bindi. Mahalleye gelince, biri polis kimliğini gösterip, ‚Ben Komiser Kemal. Bu sokakta yengem oturuyor, bize bir emanet verecek. Ama hasımlarımız var biz giremiyoruz. Sen alıp getir‘ dedi. Ben de gittim kadından poşeti alıp geldim. Merkez Cami’nin yanına gelince de inip gittiler.“
WEmniyetteki sorgusunun ardından adliyeye sevk edilen İbrahim Çağan, sağlık kontrolü için Adli Tıp Birimi’ne getirildi. Çağan, „Ben de dolandırıldım, kandırdılar. Allah benim belamı versin. Çok pişmanım“ diye açıklama yaptı.
Polis, Yavuz çiftinin para ve altınlarını bulmak için çalışmasını sürdürüyor.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
MERSİN, (DHA) – MERSİN Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Ercan, Bylock kullanıcısı olduğu belirlenen Mersin Vali Yardımcısı Fatih Demir’in Kastamonu’nun Cide İlçesi’nde yakalandığını açıkladı.
Başsavcı Ercan tarafından yapılan yazılı açıklamada 15 Temmuz 2016 tarihinde Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) Silahlı Terör Örgütü mensuplarınca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye çalışmak ve bu örgüte üyelik suçlarından, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturmaların devam ettiği bildirildi.
Açıklamada, devam eden soruşturmalar kapsamında Mersin Vali Yardımcısı olarak görev yapan Fatih Demir’in, FETÖ/PDY terör örgütü üyesi ve Bylock kullanıcısı olduğunun tespit edilmesi üzerine, bir süre önce hakkında yakalama kararı çıkartıldığı ve Kastamonu’nun Cide İlçesi’nde yakalanarak göz altına alındığı belirtildi.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
5 KİŞİ YAKALANDI
Muğla ve ilçesi Bodrum ile 10 ilde Fethullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda haklarında yakalama kararı bulunan 30 kişiden 5’i yakalandı. Yakalanan 5 kişi Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne getirilirken, operasyonun sürdüğü bildirildi.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Ankara merkezli 27 ilde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığındaki Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda 30 şüpheli gözaltına alındı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ soruşturması kapsamında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında halen görev yapanların da aralarında bulunduğu 102 kişi hakkında gözaltı kararı çıkardı.
Savcılığın talimatıyla harekete geçen Ankara Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, şüphelilerden 32’sinin tutuklu olduğunu, 4’ünün ise yurt dışında bulunduğunu tespit etti.
Sabah saatlerinde Ankara merkezli 27 ilde 66 şüpheli hakkında eş zamanlı operasyon başlatan güvenlik güçleri, „terör örgütü üyeliği“nden 30 zanlıyı gözaltına aldı.
Gözaltına alınanların ifade işlemleri için Ankara Emniyet Müdürlüğüne gönderilecekleri, 36 şüpheliyi yakalamak için çalışmaların sürdüğü öğrenildi.
Kaynak: Hürriyet
…
FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında, Gayrettepe’deki Türk Telekom binasını ele geçirmek için kışladan çıktıkları belirtilen 7’si tutuklu 13 askerin yargılanmasına başlandı. Darbecilerin atama listesinde olduğu ileri sürülen ve İstanbul’daki whatsapp grubunda bulunan Albay Nurullah Zeki Atmaca, „Bu işin emir komuta zinciri olduğunu zannettim ama sonra çark ettim. Gruptan da çıktım. Fiil olarak ofsaytta kaldım. Yaşadığım bu zillet düşmanımın başına gelmesin“ dedi.
İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan ve iki gün boyunca devam eden duruşmada savunmasını yapan Albay Nurullah Zeki Atmaca, sözlerine „Kahraman polisimizi ve vatandaşlarımızı hunharca katledenleri lanetliyorum“ diyerek başladı. Bulunduğu kışlanın görevinin muhabere hizmet birliği olduğunu belirten Atmaca, „Ben kalkışmanın emir komuta zinciri içinde yapıldığını zannediyordum. Bundan dolayı birliğimdeki mobil emniyet timini hazır bulundurdum. İstanbul’da terör eylemi beklentisi olduğunu üstüm olan komutanım Eyüp Gürler söyledi.
„CUMHURBAŞKANI SOKAKLARA ÇIKIN DİYİNCE…“
İlerleyen saatlerde Cumhurbaşkanının açıklamalarını duyunca söz konusu kalkışmanın emir komuta zinciri içinde olmadığı kanaatine vardığını dile getiren Atmaca, mahkeme başkanı Hulusi Pur’un Telekom’u ele geçirmek için asker sevk ettiği iddiasını sorması üzerine, „Cumhurbaşkanı sokaklara çıkın diyince ben de ne yapabilirim diye düşündüm. Telekom’u işgal etmek isteyen darbecileri ikna timi olarak gitmek istedim“ diye konuştu.
’ÇAMLICA’DAKİ ANTENLERE ACİL MÜDAHALE EDİLMELİ’
Bunun üzerin mahkeme başkanı Pur, 15 Temmuz günü İstabul’daki darbecilerin oluşturduğu whatsapp grubunda olduğunu ve buradan yaptığı paylaşımlarını hatırlattı; „Fakat sizin de dahil olduğunuz bir Whatsapp grubunuz varmış. Adı da ’Yurtta Sulh Biziz’ orada şöyle yazmışsınız, ’Çamlıca’daki antenlere acil müdahale edilmeli’, daha sonra da ’Küçükçekmece’de olumsuz bir durum var mı? Tim hazır bekletiliyor’ demişsin“
Atmaca’da, „Evet saçma sapan bir yazı o. Ancak orası önemsiz bir yer“ diyince başkan Hulusi Pur, sinirlenerek, „Ne demek önemsiz bir yer. Bu millet sokağa nasıl çıktı. Yayınlar kesilseydi ne olurdu?“ dedi. İddianamede Nurullah Zeki Atmaca’nın darbecilerin atama listesinde yer aldığını ve başarılı olması durumunda Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan sorumlu kişi olacağını sorulması üzerine Atmaca, „Efendim, onu yazana sormak lazım. Ne mantıkla yazdılar bilmyorum. Ben daha çok muhabereciyim“ yanıtını verdi.
SANIK ALBAY: FİİL OLARAK OFSAYTTA KALDIM
Pur, „Gittiğin yer Türk Telekom ve sen ’antenlere acil müdahale edilmeli’ diye mesaj atıyorsun. Başbakan konuşmuş, Cumhurbaşkanı konuşmuş ya da konuşmak üzere. Bunlar tesadüf mü?“ şeklinde soru yöneltince, Atmaca da „Tesadüf efendim. Bu işin emir komuta zinciri olduğunu zannettim ama sonra çark ettim. Gruptan da çıktım. Fiil olarak ofsaytta kaldım. Yaşadığım bu zillet düşmanımın başına gelmesin“ şeklinde cevap verdi.
„TÜRK TELEKOM’A GİDECEĞİMİZİ BİLMİYORDUM“
Söz alarak savunmasını yapan tutuklu sanıklardan Yarbay Birol Keskinkılıç, 15 Temmuz günü yaşanan askeri hareketliliği terör saldırılarına karşı yapıldığını sandığını söyledi. Keskinkılıç, „Ben alayın nöbetçi amiriydim. Terör alarmı verilmişti. Olumsuz bir durumun olduğunu anladım ve timi hazır ettim, nöbetçileri uyardım. Alay komutanı Zeki Atmaca ile birlikte kışlanın emniyetini almak için çıktık. Birlikten çıktığımız zaman Türk Telekom’a gideceğimizi bilmiyordum. Polis bizi durdurduğunda komutanım Nurullah Zeki Atmaca’dan öğrendim. Altı kişiyle binayı nasıl alacağız, bu akıl tutulmasıdır. Suçlamaları kabul etmiyorum“ diye konuştu.
MAHKEME BAŞKANINDAN AĞLAYAN SANIĞA: KAHRAMANLIK GÖSTEREN ASTSUBAYLAR DA VAR
Tutuklu Astsubay Serdar Uzel de, Alay komutanı Zeki Atmaca’nın emriyle kışladan çıktıklarını belirterek, polisin kendilerini durdurunca emrindeki askerlere silahlarını teslim etmelerini, polise direnmemelerini emrettiğini söyledi. Savunmasına ağlayarak devam eden Uzel, „Bizi önüne kattılar. Bizi resmen sürüklediler. Polislere aracın anahtarını ben verdim“ dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, „Kanunsuz emir olduğundan şüphelenmişsin madem, 1. Ordu Komutanı’nın da kışlanızdan çıkmayın diye emri var. Neden direnmedin. Nice kahramanlık gösteren astsubaylar da var“ dedi. Uzel de, „Bu durumu sorgulayacak durumda değildik“ diye cevap verdi.
Diğer sanıklar da emirler doğrultusunda hareket ettiklerini ileri sürerek, darbe girişimine destek vermediklerini söyledi.
Kaynak: Hürriyet
…
Ümit TÜRK/İSTANBUL, (DHA) FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında, Gayrettepe’deki Türk Telekom binasını ele geçirmek için kışladan çıktıkları belirtilen 7’si tutuklu 13 askerin yargılanmasına başlandı. Darbecilerin atama listesinde olduğu ileri sürülen ve İstanbul’daki whatsapp grubunda bulunan Albay Nurullah Zeki Atmaca, „Bu işin emir komuta zinciri olduğunu zannettim ama sonra çark ettim. Gruptan da çıktım. Fiil olarak ofsaytta kaldım. Yaşadığım bu zillet düşmanımın başına gelmesin“ dedi. Atmaca, kışladan çıkmasının gerekçesini ise „Cumhurbaşkanı sokaklara çıkın deyince ben de ne yapabilirim diye düşündüm“ diye savundu.
İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan ve iki gün boyunca devam eden duruşmada savunmasını yapan Albay Nurullah Zeki Atmaca, sözlerine „Kahraman polisimizi ve vatandaşlarımızı hunharca katledenleri lanetliyorum“ diyerek başladı. Bulunduğu kışlanın görevinin muhabere hizmet birliği olduğunu belirten Atmaca, „Ben kalkışmanın emir komuta zinciri içinde yapıldığını zannediyordum. Bundan dolayı birliğimdeki mobil emniyet timini hazır bulundurdum. İstanbul’da terör eylemi beklentisi olduğunu üstüm olan komutanım Eyüp Gürler söyledi.
„CUMHURBAŞKANI SOKAKLARA ÇIKIN DİYİNCE…“
İlerleyen saatlerde Cumhurbaşkanının açıklamalarını duyunca söz konusu kalkışmanın emir komuta zinciri içinde olmadığı kanaatine vardığını dile getiren Atmaca, mahkeme başkanı Hulusi Pur’un Telekom’u ele geçirmek için asker sevk ettiği iddiasını sorması üzerine, „Cumhurbaşkanı sokaklara çıkın diyince ben de ne yapabilirim diye düşündüm. Telekom’u işgal etmek isteyen darbecileri ikna timi olarak gitmek istedim“ diye konuştu.
‚ÇAMLICA’DAKİ ANTENLERE ACİL MÜDAHALE EDİLMELİ‘
Bunun üzerin mahkeme başkanı Pur, 15 Temmuz günü İstabul’daki darbecilerin oluşturduğu whatsapp grubunda olduğunu ve buradan yaptığı paylaşımlarını hatırlattı; „Fakat sizin de dahil olduğunuz bir Whatsapp grubunuz varmış. Adı da ‚Yurtta Sulh Biziz‘ orada şöyle yazmışsınız, ‚Çamlıca’daki antenlere acil müdahale edilmeli‘, daha sonra da ‚Küçükçekmece’de olumsuz bir durum var mı? Tim hazır bekletiliyor‘ demişsin“
Atmaca’da, „Evet saçma sapan bir yazı o. Ancak orası önemsiz bir yer“ diyince başkan Hulusi Pur, sinirlenerek, „Ne demek önemsiz bir yer. Bu millet sokağa nasıl çıktı. Yayınlar kesilseydi ne olurdu?“ dedi. İddianamede Nurullah Zeki Atmaca’nın darbecilerin atama listesinde yer aldığını ve başarılı olması durumunda Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan sorumlu kişi olacağını sorulması üzerine Atmaca, „Efendim, onu yazana sormak lazım. Ne mantıkla yazdılar bilmyorum. Ben daha çok muhabereciyim“ yanıtını verdi.
SANIK ALBAY: FİİL OLARAK OFSAYTTA KALDIM
Pur, „Gittiğin yer Türk Telekom ve sen ‚antenlere acil müdahale edilmeli‘ diye mesaj atıyorsun. Başbakan konuşmuş, Cumhurbaşkanı konuşmuş ya da konuşmak üzere. Bunlar tesadüf mü?“ şeklinde soru yöneltince, Atmaca da „Tesadüf efendim. Bu işin emir komuta zinciri olduğunu zannettim ama sonra çark ettim. Gruptan da çıktım. Fiil olarak ofsaytta kaldım. Yaşadığım bu zillet düşmanımın başına gelmesin“ şeklinde cevap verdi.
„TÜRK TELEKOM’A GİDECEĞİMİZİ BİLMİYORDUM“
Söz alarak savunmasını yapan tutuklu sanıklardan Yarbay Birol Keskinkılıç, 15 Temmuz günü yaşanan askeri hareketliliği terör saldırılarına karşı yapıldığını sandığını söyledi. Keskinkılıç, „Ben alayın nöbetçi amiriydim. Terör alarmı verilmişti. Olumsuz bir durumun olduğunu anladım ve timi hazır ettim, nöbetçileri uyardım. Alay komutanı Zeki Atmaca ile birlikte kışlanın emniyetini almak için çıktık. Birlikten çıktığımız zaman Türk Telekom’a gideceğimizi bilmiyordum. Polis bizi durdurduğunda komutanım Nurullah Zeki Atmaca’dan öğrendim. Altı kişiyle binayı nasıl alacağız, bu akıl tutulmasıdır. Suçlamaları kabul etmiyorum“ diye konuştu.
MAHKEME BAŞKANINDAN AĞLAYAN SANIĞA: KAHRAMANLIK GÖSTEREN ASTSUBAYLAR DA VAR
Tutuklu Astsubay Serdar Uzel de, Alay komutanı Zeki Atmaca’nın emriyle kışladan çıktıklarını belirterek, polisin kendilerini durdurunca emrindeki askerlere silahlarını teslim etmelerini, polise direnmemelerini emrettiğini söyledi. Savunmasına ağlayarak devam eden Uzel, „Bizi önüne kattılar. Bizi resmen sürüklediler. Polislere aracın anahtarını ben verdim“ dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, „Kanunsuz emir olduğundan şüphelenmişsin madem, 1. Ordu Komutanı’nın da kışlanızdan çıkmayın diye emri var. Neden direnmedin. Nice kahramanlık gösteren astsubaylar da var“ dedi. Uzel de, „Bu durumu sorgulayacak durumda değildik“ diye cevap verdi.
Diğer sanıklar da emirler doğrultusunda hareket ettiklerini ileri sürerek, darbe girişimine destek vermediklerini söyledi. Duruşma, tanıkların ifadelerinin alınmasıyla devam ediyor.
Kaynak: Hürriyet
…
Hüseyin TÜCCAR/ BURSA,(DHA) BURSA’da Fethullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ/PDY) yönelik düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 10 şüpheli adliyeye sevk edildi.
Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ve İl Jandarma Komutanlığı tarafından 3 ve 6 Mart’ta, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Bursa ve Çanakkale’de ortak operasyon düzenledi. Kriptolu haberleşme programı ByLock’u kullandıkları iddia edilen, Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) kapatılan Bursa Köyleri Kalkındırma Derneği’nin 6 yöneticisi ve meslekten ihraç edilen Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) müfettiş yardımcısı 4 kişi gözaltına alındı. Zanlılar Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorgulamalarının ardından bugün terör örgütü üyesi olmak suçundan adliyeye sevkedildiler.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Hasan BÖLÜKBAŞ/AKSARAY,(DHA) – AKSARAY merkezli 11 ilde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması soruşturması kapsamında aralarında kadınların da bulunduğu 26 kişi gözaltına alındı.
Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY’ye yönelik soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında bugün Aksaray merkezli Ankara, Antalya, Eskişehir, Kayseri, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Kütahya, Manisa ve Niğde’de, daha önce belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda, örgüte himmet parası adı altında finans sağladığı ve örgütün ‚Bylock‘ adlı haberleşme programını kullandığı iddiasıyla 26 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler, Aksaray İl Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi.
FOTOĞRAFLI
Kaynak: Hürriyet
…
Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Türkiye sınırının terör unsurlarından temizlenerek güvenli hale getirilmesine yönelik sürdürülen Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında son bir hafta içerisinde PYD/YPG/PKK üyesi 71 terörist etkisiz hale getirildi.
TSK, geçen yıl 24 Ağustos’ta sınır güvenliğinin terör unsurlarından arındırılması amacıyla Fırat Kalkanı Harekatı’nı başlattı.Harekat ile TSK tarafından desteklenen Özgür Suriye Ordusu güçleri, Cerablus, Rai, Dabık ve son olarak da terör örgütü DEAŞ’ın önemli merkezi olan El Bab’ı geçen 24 Şubat’ta kontrolü ele geçirdi.
Son olarak kontrolün sağlandığı El Bab’da, DEAŞ’ın geride bıraktığı patlayıcı ve mayınların imhasına yönelik çalışma devam ederken, son süreçte Afrin’den doğu, Münbiç’ten ise batıya doğru hareketlilik gösteren terör örgütü PYD’liler de etkisiz hale getiriliyor. Genelkurmay Başkanlığı’ndan da Fırat Kalkanı Harekatı’na ilişkin yapılan haftalık bilgilendirmede, şu ana kadar Azez-Cerablus hattında 2 bin 15 kilometrekarelik alanın ÖSO kontrolüne geçtiği belirtilerek şöyle denildi:
‚243 MESKUN MAHAL, 2 BİN KİLOMETRELİK ALAN…
„Hudut güvenliğini sağlamak, DEAŞ tehdit ve saldırılarını önlemek, yerinden edilmiş kimselerin yurtlarına dönüşüne katkı sağlamak ve sivilleri korumak, yaşanan terör olaylarından zarar görmesini engellemek maksatlarıyla icra edilmekte olan harekatta, TSK tarafından desteklenen ÖSO’nun yoğun ve kararlı mücadelesi sayesinde Azaz-Cerablus arasında bulunan toplam 243 meskun mahal ve 2.015 kilometre karelik alan kontrol altına alınmıştır. 02 Mart-09 Mart 2017 tarihleri arasında 71 terörist (PYD/YPG/PKK) etkisiz hale getirilmiş, 1 zırhlı araç, 2 silahlı araç ve 1 havan (PYD/YPG/PKK) imha edilmiştir. Tespit edilen hedeflerin etkisiz hale getirilmesine devam edilmektedir. Bab ilçe merkezi, Kabbasin ve Bzagah bölgelerinde patlayıcı ve mayın arama/temizleme çalışmaları ile DEAŞ’ın bölgeden temizlenmesine yönelik harek?t sürdürülürken; PYD/YPG/PKK terörist unsurlarının Afrin’den doğuya, Münbiç’ten batıya doğru olabilecek saldırılarını durdurmaya yönelik alınan tedbirlerin uygulanmasına hassasiyetle devam edilmektedir.“
‚2 BİN 647 DEAŞ, 425 PYD’Lİ TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ‘
TSK tarafından yapılan bilgilendirmede, terör örgütlerinin etkisiz hale getirilerek sivillerin normal yaşamlarına dönmesine yönelik Fırat Kalkanı Harekatı’na devam edildiği vurgulanarak, şöyle devam edildi:
„Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hudut hattının emniyete alınması, bölgede bulunan DEAŞ ve PYD/YPG/PKK terör örgütlerinin etkisiz hale getirilmesi ve sivillerin normal yaşantılarına dönebilmesine olanak verebilmek amacıyla Fırat Kalkanı Harek?tına devam edilmektedir. Fırat Kalkanı Harekatının başlangıcından bugüne kadar 2.647’si ölü olmak üzere toplam 3.060 DEAŞ mensubu, 425’i ölü olmak üzere toplam 462 PYD/YPG/PKK mensubu terörist etkisiz hale getirilmiştir. Türk Hava Kuvvetleri tarafından, toplam 2325 hedef imha edilmiştir. Ayrıca harek?tın başlangıcından bugüne kadar tespit edilen 3.888 EYP ve 92 Mayın imha edilmiştir. 09 Aralık 2016 tarihinde başlayan El Bab Harekatı’nda 24 Şubat 2017 tarihinde şehir merkezi tamamen kontrol altına alınarak başlanan patlayıcı/mayın arama/temizleme çalışmalarına devam edilmektedir.“
‚KARARLILIKLA VE KESİNTİSİZ SÜRECEK‘
„Gelinen bu aşamada TSK; Fırat Kalkanı ve Musul Harekatı kapsamında koalisyonun gerektirdiği işbirliği ve koordinasyon esaslarını gözeterek destek faaliyetlerine devam etmekte, teröristle mücadelenin gerektirdiği kolluk kuvvetlerine destek kapsamında da operasyonel faaliyetlerini yerine getirme azim ve kararlılığını sürdürmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hak ve menfaatlerini korumak ve vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak maksadıyla, başta PYD/YPG/PKK, FETÖ/PDY ve DEAŞ olmak üzere diğer tüm terör örgütleriyle mücadelesini kararlılıkla ve kesintisiz olarak sürdürecektir. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Fırat Kalkanı Harekatının başlangıcından itibaren bölgede yaşayan sivil halkın zarar görmemesi maksadıyla her türlü tedbir alınmaktadır. Milli varlığımızın yegane koruyucusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri, bugün olduğu gibi bundan sonra da vatan toprağının ve nazlı bayrağımızın bekası için sarsılmaz iradesiyle görevinin başındadır.“
Kaynak: Hürriyet
…
Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 11 ilde ikamet eden 30 şüpheli hakkında „silahlı terör örgütü üyeliği“ suçundan yakalama kararı çıkarıldı.
Muğla merkezi ile Bodrum ilçesi, İzmir, Manisa, Ankara, Samsun, Kocaeli, Tokat, Isparta, Mersin, Antalya ve Denizli’de çok sayıda adrese eş zamanlı operasyon başlatıldı.
Bodrum’da gözaltına alınan ve FETÖ’nün kapatılan eğitim kurumlarında çalıştıkları iddia edilen 3 şüpheli, Bodrum Devlet Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildi.
Operasyon kapsamında gözaltı işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.
Kaynak: Hürriyet
…
GAZİANTEP, (DHA) – TÜRK Silahlı Kuvvetleri tarafından Türkiye sınırının terör unsurlarından temizlenerek güvenli hale getirilmesine yönelik sürdürülen Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında son bir hafta içerisinde PYD/YPG/PKK üyesi 71 terörist etkisiz hale getirildi.
TSK, geçen yıl 24 Ağustos’ta sınır güvenliğinin terör unsurlarından arındırılması amacıyla Fırat Kalkanı Harekatı’nı başlattı. Harekat ile TSK tarafından desteklenen Özgür Suriye Ordusu güçleri, Cerablus, Rai, Dabık ve son olarak da terör örgütü DEAŞ’ın önemli merkezi olan El Bab’ı geçen 24 Şubat’ta kontrolü ele geçirdi.
Son olarak kontrolün sağlandığı El Bab’da, DEAŞ’ın geride bıraktığı patlayıcı ve mayınların imhasına yönelik çalışma devam ederken, son süreçte Afrin’den doğu, Münbiç’ten ise batıya doğru hareketlilik gösteren terör örgütü PYD’liler de etkisiz hale getiriliyor. Genelkurmay Başkanlığı’ndan da Fırat Kalkanı Harekatı’na ilişkin yapılan haftalık bilgilendirmede, şu ana kadar Azez-Cerablus hattında 2 bin 15 kilometrekarelik alanın ÖSO kontrolüne geçtiği belirtilerek şöyle denildi:
„Hudut güvenliğini sağlamak, DEAŞ tehdit ve saldırılarını önlemek, yerinden edilmiş kimselerin yurtlarına dönüşüne katkı sağlamak ve sivilleri korumak, yaşanan terör olaylarından zarar görmesini engellemek maksatlarıyla icra edilmekte olan harekatta, TSK tarafından desteklenen ÖSO’nun yoğun ve kararlı mücadelesi sayesinde Azaz-Cerablus arasında bulunan toplam 243 meskun mahal ve 2.015 kilometre karelik alan kontrol altına alınmıştır. 02 Mart-09 Mart 2017 tarihleri arasında 71 terörist (PYD/YPG/PKK) etkisiz hale getirilmiş, 1 zırhlı araç, 2 silahlı araç ve 1 havan (PYD/YPG/PKK) imha edilmiştir. Tespit edilen hedeflerin etkisiz hale getirilmesine devam edilmektedir. Bab ilçe merkezi, Kabbasin ve Bzagah bölgelerinde patlayıcı ve mayın arama/temizleme çalışmaları ile DEAŞ’ın bölgeden temizlenmesine yönelik harekât sürdürülürken; PYD/YPG/PKK terörist unsurlarının Afrin’den doğuya, Münbiç’ten batıya doğru olabilecek saldırılarını durdurmaya yönelik alınan tedbirlerin uygulanmasına hassasiyetle devam edilmektedir.“
2 BİN 647 DEAŞ, 425 PYD’Lİ TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ
TSK tarafından yapılan bilgilendirmede, terör örgütlerinin etkisiz hale getirilerek sivillerin normal yaşamlarına dönmesine yönelik Fırat Kalkanı Harekatı’na devam edildiği vurgulanarak, şöyle devam edildi:
„Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hudut hattının emniyete alınması, bölgede bulunan DEAŞ ve PYD/YPG/PKK terör örgütlerinin etkisiz hale getirilmesi ve sivillerin normal yaşantılarına dönebilmesine olanak verebilmek amacıyla Fırat Kalkanı Harekâtına devam edilmektedir. Fırat Kalkanı Harekatının başlangıcından bugüne kadar 2.647’si ölü olmak üzere toplam 3.060 DEAŞ mensubu, 425’i ölü olmak üzere toplam 462 PYD/YPG/PKK mensubu terörist etkisiz hale getirilmiştir. Türk Hava Kuvvetleri tarafından, toplam 2325 hedef imha edilmiştir. Ayrıca harekâtın başlangıcından bugüne kadar tespit edilen 3.888 EYP ve 92 Mayın imha edilmiştir. 09 Aralık 2016 tarihinde başlayan El Bab Harekatı’nda 24 Şubat 2017 tarihinde şehir merkezi tamamen kontrol altına alınarak başlanan patlayıcı/mayın arama/temizleme çalışmalarına devam edilmektedir.“
TERÖRLE MÜCADELE KARARLILIKLA VE KESİNTİSİZ SÜRECEK
„Gelinen bu aşamada TSK; Fırat Kalkanı ve Musul Harekatı kapsamında koalisyonun gerektirdiği işbirliği ve koordinasyon esaslarını gözeterek destek faaliyetlerine devam etmekte, teröristle mücadelenin gerektirdiği kolluk kuvvetlerine destek kapsamında da operasyonel faaliyetlerini yerine getirme azim ve kararlılığını sürdürmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hak ve menfaatlerini korumak ve vatandaşlarının can güvenliğini sağlamak maksadıyla, başta PYD/YPG/PKK, FETÖ/PDY ve DEAŞ olmak üzere diğer tüm terör örgütleriyle mücadelesini kararlılıkla ve kesintisiz olarak sürdürecektir. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Fırat Kalkanı Harekatının başlangıcından itibaren bölgede yaşayan sivil halkın zarar görmemesi maksadıyla her türlü tedbir alınmaktadır. Milli varlığımızın yegane koruyucusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri, bugün olduğu gibi bundan sonra da vatan toprağının ve nazlı bayrağımızın bekası için sarsılmaz iradesiyle görevinin başındadır.“










