25.7 C
İzmir
18.7 C
Istanbul
18.3 C
Ankara
Mittwoch, September 16, 2026 9:21:13
Start Ocak Yazarları Pazar günü yazıları bile değişti – Bunu da kanıksadık!

Pazar günü yazıları bile değişti – Bunu da kanıksadık!

0
11

Pazar günü ailelerin birlikte oldukları önemli bir gün. Aile bireyleri uzun süren Pazar kahvaltısında sohbetler ederek günün tadını çıkarırlar. Hal böyle olunca ‘Pazar günü’ yazıları da insanın içini açar şekilde kaleme alınan umut dolu yazılar olur. 

Pazar günü aynı zamanda öğrenciler için sıkıcı bir gündür. Hala öyle mi bilmem ama eskiden annelerimiz ütü yapar ve bir yandan da ‘hadi banyo yapın’ diye söylenirdi. 

Odanın ortasında ütü masası ve ertesi güne hazırlanan önlükler ve takım elbiseler…

Bir zamanlar ailece alışverişe gitmeler de moda olmuştu. Sanırım bu alışkanlık şimdi de modadır. 

Velhasıl Pazar günleri sevinç ve mutluluk günleriydi. Bu cümlem için garip yorumlar düşünenler bile vardır. 

Nasıl mı? 

‘Pazar günü Hristiyanlar için önemlidir. Bizim için önemli olan Cumadır. Dış güçler bize Pazar gününü dayatmışlardır’ gibi. 

Nasıl düşünürseniz düşünün, hayatın bazı gerçekleri var. Geriye dönük dönüştürülemeyen bazı hatıralar ve alışkanlıklar. Ne yaparsanız yapın bunu değiştirmek mümkün değil. 

Pazar günlerinin insanın içini ısıtan bu güzelliği artık kayboldu gibi geliyor bana. Hele de ABD-İran savaşından söz edildiği bugünlerde. 

Bu savaş tehlikesi olmasa da, bu güzel hisler artık yok olmuştu aslında.

Neden mi böyle diyorum? 

Ayinesi sosyal medyadır kişinin, lafa bakılmaz. Evet sosyal medyadaki paylaşımlar, düşünceler insanın içini karartıyor. 

Pazar günündeki bu değişikliği de kanıksadık gibi geliyor.
Gazetelerin Pazar günkü yazılarına bir göz atın derim: Savaş senaryoları ve toplumsal olumsuzluk. Tek tük Pazar gününe dair yazılar kaleme almak isteyenlerimiz de yok değil. Bu yazılarda da yeni filmler, diziler, gösteriler var. Filmlerin ele alındığı bu yazılarda da konu gene aynı aslında. Savaş, mesih, mehdi ve gerilim…

Artık kanıksamak da kesmiyor, gerilimden beslenir olduk da diyebiliriz. Gerilim olmadan güne başlayamaz olduk. 

Toplumun hangi kesimi olursa olsun, illa öbür kesime laf sokarak başlayacak sanki güne. Bu durum yavaş yavaş toplumsal kodlara işlendi. 

Öteki, beriki hangisi olursa olsun; olumsuz bir paylaşım yapmalı ki, kendini iyi hissetsin. Toplumda olumsuzluklar olmuyor mu? Tabii ki oluyor. Ama sanki biraz da illa arayıp bulma derdine düştük. Olumlu gelişmeler artık prim yapmıyor velhasıl. 

Olumlu, sorunsuz yazılar da prim yapmıyor. 

İçinde mutlaka tek görüşlülük, olumsuzluk, sataşma, kötüleme ve şiddet olacak…

Bu toplumsal değişimi sizler de farkediyor musunuz, bilemiyorum. Ama ben farkettikçe daha da rahatsız oluyorum. 

Kıyameti, mesihi, mehdiyi bekleyenler hiç boşuna beklemesinler bence. 

İnsanın kıyameti de, mehdisi de mesihi de aslında kendi bakış açısında…

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

Vorheriger ArtikelChe’den Deniz’e: Değişmeyen Amerikancı Sağcılık
Nächster Artikelİspanya devletini darbe yapmakla suçladılar..
Sinan Eskicioğlu
Wer ist Sinan Eskicioğlu? Er wurde 1974 in Izmir geboren. Seine schulische Laufbahn begann er an der Agah Efendi Grundschule. Nach seinem Abschluss an der Izmir İmam Hatip High School bestand er die ÖSYM-Prüfungen und wurde an der Theologischen Fakultät der Dokuz Eylül Universität zugelassen. Mit seiner Abschlussarbeit im Fachbereich Theologie mit dem Titel „Allahs Wille und das Problem der Kausalität” schloss er sein Studium im Jahr 2000 mit einiger Verspätung ab. Aufgrund der Auswirkungen des 28. Februar-Prozesses, durch den Absolventen der Theologischen Fakultät keine Lehrstellen erhielten, beschäftigte er sich bis 2002 mit Handel. Im Jahr 2002 begann er ein Masterstudium im Fach Religionsphilosophie an der Theologischen Fakultät der D.E.Ü. Im selben Jahr brach er sein Masterstudium ab und ging nach Deutschland. In Deutschland war er als Ausbilder und Lehrer in verschiedenen Moscheen tätig, die der Diyanet unterstehen. Er studierte Sozialarbeit und Management an der Universität Duisburg-Essen. Von 2007 bis 2011 war er als Direktor des Bildungszentrums der IGMG (Europäische Nationale Sichtweise) in Düsseldorf und als Regionalausbilder tätig. Von 2011 bis 2013 setzte er seine Ausbildung an der Universität Osnabrück im Fachbereich Protestantische Theologie fort. Seit 2016 ist er Kolumnist bei der Zeitung Ocak Medya. Seit 2020 ist er Chefredakteur der Zeitung. Der Autor spricht Deutsch und Englisch. Bislang hat er sieben Bücher veröffentlicht. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam (Beende die Versklavung des Menschen durch den Menschen – Personalisierter Islam), Zeytin Ağacı (Roman) (Der Olivenbaum), Katar istanbul (Katar Istanbul), Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık (Von den Muslimbrüdern zur AKP – Islamismus), Tarihteki Dindar Zalimler (Religiöse Tyrannen in der Geschichte). İbn Sina, İbn Haldun