Teşekkürler Bay Cerf ve Bay Kahn. Dünya Sizinle Gurur Duyuyor. (*)

0
Veysi Dündar

Bir teşekkür de tabii ki Sedef Kabaş’a… Aylar öncesindeki söyleşimizde aynı konuya temas etmiş ve başlığı iri puntolarla patlatmış, “SOSYAL MEDYA BÜYÜK NİMET” demişti.

Türkiye’de basın adına ortada pek bir şeyin kalmadığı aslında herkesin bildiği sırlardan. Hal böyle olunca ülke gündemini meşgul eden bazı haberleri ancak sınırlı basın organlarında ve sosyal medyada görebiliyorsunuz.

Dün oğluna pantalon alamadığı için kendini astığı “söylenen/denilen” (özellikle ünlem işareti ile belirttim, detaya vakıf değilim) babanın haberini iktidara yakın haber akışlarında görmek mümkün değildi. Akşam saatlerinde Kocaeli Valliliğinin akıllara ziyan açıklamasını yayınladılar mı bilmiyorum. Sanki intihar edenler jeolojik sorunları olanlar imiş gibi; “İsmail Devrim’in psikolojik nedenlerle intihar ettiğini” ifade etti Valilik.

Geçim sıkıntısı psikolojik rahatsızlığa yol açmaz gibi. Evet her geçim sıkıntısı çeken intihar etmez ama…  Öyle ya da böyle, İsmail Devrim artık yok. İsmail Devrim’in artık olmadığından haberiniz olması için; hemen hiç televizyon seyretmemeniz, gazete alacaksanız da azami iki ya da üç gazeteyi tercih etmeniz gerek. Tabii sosyal medya takip edenler bu olaylardan haberdar.

Hafta içinde Manisa Salihli’de camide bir kadın ile (milliyetini etnisitesini özellikle zikretmiyorum, çünkü burada haber değeri taşıyan konu bu değildir) özel vakit geçiren imamın hikayesi de önemli ölçüde yandaş basının radarında yoktu. Malumunuz “Cehape camileri ahır yaptı” diye yazıp çizen bir grubun bu habere ilgisiz kalması gayetle şaşırtıcı idi. Cami imamının kapıları kitleyip karşı cins ile ibadethanesinde bir araya gelmesi makul değildir.

Cami imamın ne evidir, ne de özel dairesidir. Sonuçta herkesin aklına geldiği üzere evli olan ikilinin anormal yakınlaşması ve hadisenin camide vuku bulması başlı başına bir skandal ve bu göreve atanmış kişinin liyakatını sorgulatacak bir eylemdir. Diyanetin sorgulayıp soruşturacağı bu hadiseden haberiniz olması için tıpkı İsmail Devrim haberindeki gibi bir yol izlemeniz gerekecektir.

Diğer tarafta; Hürriyet Gazetesinin çapa adamı ya da anchorman’i Ahmet Hakan’ın dün Sn. Berat Albayrak’a açık mektubu daha önce de zikrettiğim Nasrettin Hoca fıkrası gibiydi. Nasrettin Hoca; bodrumda kaybettiği yüzüğü aydınlık diye bahçede arıyordu ya; Hakan da, Hazine ve Maliye Bakanından hukuk, demokrasi talep ediyordu. Sanki Başkanlık sisteminde değilmişiz gibi yazıyor Hakan. Eğlenceli yazılar; hem içerikli, hem güldürücü. Üstelik dehşetli derecede de masum talepler içeriyor. Enflasyon belası düşsün, dolar melaneti sürünsün. Hürriyet Gazetesinin kurucusu Sedat Simavi acaba bu günleri görse ne derdi?

Rahmetli Turgut Özal; 2 partili 2,5 gazeteli bir Türkiye için çok çaba sarfetmişti. Bu günlere bizi hazırlayan Özallı yıllardır kuşkusuz. 1980’den itibaren saysak; Özal ve Erdoğan’lı yıllar, bu 38 yılın tamamını kaplıyor. Ben Erdoğan iktidarını 1994 belediye seçimlerinde İstanbul’un alınmasından başlatırım çünkü.

Yasama, Yürütme ve Yargıdan oluşan üç kuvvet tek elde temerküz ederken, 4. kuvvet denen basın ise kendini fesh etmek zorunda kaldı. Sivil toplumu zaten olmayan ülkemizde tek çıkış alanı dua etmeliyiz ki; İnternetin bize armağan ettiği sosyal medyalar.

1984’ü 1948’de yazan Orwell baskıcı ve totaliter rejimlerin alternatif gerçeklik yaratma konusunda maharetlerini ortaya dökmüştü.

1984’ün müthiş mottosunda: “Savaş Barıştır, Özgürlük Köleliktir ve Cehalet Güçtür.”
Geçmişi kontrol eden geleceği, bugünü kontrol eden ise geçmişi kontrol eder.
Yani bugünün ipleri; size geleceğin iplerini, geçmişin üzerinden teslim eder.

Orwell müthiş hayal gücü ile dünyayı ne denli doğru algılarsa algılasın; interneti ve bir gün tüm toplumun birbirini haberdar etme gücünü kazanacağını öngörememişti.

Biz ise şanslıyız, hem Orwell’in 1984’ünü okuyabilir, hem de internet ile birbirimizi haberdar edebiliriz.
İlgilenenlere duyurulur.

Bu arada, Resmi Gazete’nin bile kağıt pahalılığından basılamadığı düşünüldüğünde; hayat şartlarının ne kadar zorlaştığına tanıklık etmiş oluruz.

(*) Vinton Cerf ve Robert Kahn İnterneti keşfeden kişilerdir.