23.5 C
İzmir
20.2 C
Istanbul
18.5 C
Ankara
Samstag, September 19, 2026 1:07:53
Start Ocak Yazarları Satıcısız Tezgahlar

Satıcısız Tezgahlar

4
28

Avrupa’ya gezmeye gelenler Almanya’nın ve İsviçre’nin dağ köylerinde böyle mekanları görürler ve hemen sosyal medyada paylaşırlar.

Satıcı ürünlerini tezgahına koyar, fiyatını yazar. Bir de yanına satın alanların ücretlerini bırakabilecekleri kaseler vardır.

Ne aldıysanız ücretini bırakır, gidersiniz.

Bu seferki bir dağ köyünden değil. Mainz şehrine 10 km uzaklıkta olan bir ilçeden.

Organik ürünlerin satıldığı bir tezgah ve satıcı yok. İsteyenler beğendiklerini alıyorlar ve ücretini de kaseye bırakıyorlar.

Market raflarındaki ürünlerin bile kilitlendiği ülkelerle kıyasladığımızda çok farklı bir durum.

Ürünlerden alanlar, ücretlerini bırakmazlarsa…

Ya da birisi gelip her şeyi alıp giderse…

Bu tarz yerlerin olmasının sebebi nedir diye düşündüm. İnsanların ahlaki seviyeleri yüzünden mi?

Güven ortamı var ve insanlar güvenerek ürünlerini bu şekilde satabiliyorlar.

Sadece güven değil bence.

Toplumsal doygunluk da önemli.

Neden böyle düşünüyorum?
Almanya’da parklarda özgürce gezinen tavşanları, yaban hayvanlarını gördüğümde de aynısını düşünmüştüm.

Türkiye’de olsa acaba nasıl olurdu?

Sanıyorum hemen avlayıp neslini kuruturlardı.

Çünkü insanların doymuşluk düzeyi az. Fakirlik, açlık içinde yaşayan insanlarımız var.

Toplumların ahlaki seviyelerini arttırmak için öncelikli iş ekonominin iyi seviyelere gelmesidir. Ekonomi güven ister.

Ekonomi güven veren ortamlarda gelişir ve düzlüğe çıkar.

Ekonominin istediği güven sadece insanların ahlaki seviyeleri ile olmaz. Aynı zamanda hukuk ve hukukun işleyişi de önemlidir.

Hukuk ve insan hakları ve ardından da demokratik ortam. İnsanların demokrasiyi sindirmesi ve demokrasiye inanmaları…

Bu örnekleri neden hep Avrupa ülkelerinde görüyoruz?

Neden bu örnekler, topluma yayılmış halde, Türkiye’de yok?

Var tabi.

Bu yüzden özellikle belirttim: ‘Topluma yayılmış halde’.

Ekonomi bugünlerde daha da zor duruma girmiş gibi gözüküyor.

Üzülüyoruz. 

Doların ve Euronun başını alıp gitmesinı insanlarımız hak etmiyor. Bu durumun düzeltilmesi için hepimizin çaba sarfetmesi gerek.

Ama bunun yanında şu da gerekli: ‘Objektif bir şekilde sorunların görülmesi ve tespit edilmesi’.

Siyasiler hala daha, ‘felaket tellallığı yapanlara bakmayın. Türkiye çok güçlü bir ülke, daha da güçlenecek. Dün evvelsi günden iyi, bugün dünden iyi, yarın bugünden iyi olacak’ gibi söylemlerle durum tespitinden kaçıyorlarsa, çok büyük sorun var demektir.

Çözüm üretmek için, sorunu tespit etmek gerekir.

Korkusuzca ve objektif şekilde….

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Vorheriger ArtikelYabancı İstihbarat Servislerini Doğru Yerde Aramıyoruz
Nächster ArtikelSincan Uygur Özerk Bölgesi’nde 4,8 büyüklüğünde deprem..
Sinan Eskicioğlu
Wer ist Sinan Eskicioğlu? Er wurde 1974 in Izmir geboren. Seine schulische Laufbahn begann er an der Agah Efendi Grundschule. Nach seinem Abschluss an der Izmir İmam Hatip High School bestand er die ÖSYM-Prüfungen und wurde an der Theologischen Fakultät der Dokuz Eylül Universität zugelassen. Mit seiner Abschlussarbeit im Fachbereich Theologie mit dem Titel „Allahs Wille und das Problem der Kausalität” schloss er sein Studium im Jahr 2000 mit einiger Verspätung ab. Aufgrund der Auswirkungen des 28. Februar-Prozesses, durch den Absolventen der Theologischen Fakultät keine Lehrstellen erhielten, beschäftigte er sich bis 2002 mit Handel. Im Jahr 2002 begann er ein Masterstudium im Fach Religionsphilosophie an der Theologischen Fakultät der D.E.Ü. Im selben Jahr brach er sein Masterstudium ab und ging nach Deutschland. In Deutschland war er als Ausbilder und Lehrer in verschiedenen Moscheen tätig, die der Diyanet unterstehen. Er studierte Sozialarbeit und Management an der Universität Duisburg-Essen. Von 2007 bis 2011 war er als Direktor des Bildungszentrums der IGMG (Europäische Nationale Sichtweise) in Düsseldorf und als Regionalausbilder tätig. Von 2011 bis 2013 setzte er seine Ausbildung an der Universität Osnabrück im Fachbereich Protestantische Theologie fort. Seit 2016 ist er Kolumnist bei der Zeitung Ocak Medya. Seit 2020 ist er Chefredakteur der Zeitung. Der Autor spricht Deutsch und Englisch. Bislang hat er sieben Bücher veröffentlicht. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam (Beende die Versklavung des Menschen durch den Menschen – Personalisierter Islam), Zeytin Ağacı (Roman) (Der Olivenbaum), Katar istanbul (Katar Istanbul), Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık (Von den Muslimbrüdern zur AKP – Islamismus), Tarihteki Dindar Zalimler (Religiöse Tyrannen in der Geschichte). İbn Sina, İbn Haldun

4 Kommentare

  1. Sinan bey! Bizde’de tam olmasada buna benzer doğuda bir ilçe taniyorum. O ilçede dükkanar, ve mağazalar, kilitlanmez. Sadece dışardaki tezgalar’i yağmur ve tozdan korumak için gece üzerlerini örtü ile kapatırlar.

    Sizin bu paragırafınız“Toplumların ahlaki seviyelerini arttırmak için öncelikli iş ekonominin iyi seviyelere gelmesidir. Ekonomi güven ister.“

    Bizdeki baş ÇALANLAR’ın önünde el pençe duranlar ve hırsızlıklarını (ÇALIYORLAR AMA ÇALIŞİYORLAR’da) diye savunan cahiller olduğu müdetçe, birde buna yatarak kazananları eklendiğin’de! Maalesef ne ekonomi nede ınsanlar düzelir.

    Hırsizları baş taci edildiğ ve etrafi hırsızlar tarafından kuşatılmış, ve ülke batmış…
    Halen daha bunları görmeyen ve görüp’de kendi menfaatı için ses çıkarmayan elitler olduğu muddetçe, ne ekonomi nede insanlar düzelır.

  2. Almanlar Hitlerden kurtardį fakat üçüncü dünya ülkelerinde nice Hitler var halk onlari bağırlarına basiyor.

  3. Nurdan abla, bu satıcısız tezgahlar kayıtdışı ekonomi demektir, yani düpedüz ahlaksızlıktır!
    Almanlar ancak bir fransızdan çok daha dürüsttürler, abartılacak bi durum yok yani ortada…

  4. Sayin Eskicioglu….
    Fehmi Koru gibi bir üstadın size bir köşe ayırmasın ın bir nedeni vardır elbet…. ben anlayamasamda…
    Ülkemize gelen gurbetcilerimizin bazı( haklı bile olsa ) hayiflanmalarindan daha öte bir yazı bekleriz…
    Ne demek “ -Türkiye’de olsa nasıl olurdu acaba “
    Yada neslini kuruturlardi….
    El insaf….
    Daha geçen günlerde srebrenitsa katliaminin yıldönümü idi…. ve o övdüğünüz Avrupalılar para vererek hayvan avliyor gibi insan avliyorlardi…
    Her konuyu siyasilere eleştiri aracı yaparken biraz da izan lütfen…
    Siz çok ayrı kaldınız herhalde memleketimizden gelin 4 bir tarafındaki örnekleri ziyadesiyle sizde göreceksiniz… yeter ki önyarg lı olmayın…

Kommentarfunktion ist geschlossen.