26.7 C
İzmir
21.6 C
Istanbul
18.5 C
Ankara
Freitag, September 18, 2026 9:30:42
Start Ocak Yazarları Devlet mi güçlü, belediye mi? Devlet mi büyük, belediye mi?

Devlet mi güçlü, belediye mi? Devlet mi büyük, belediye mi?

2
82

Garip gelmiş olabilir bu sorular. 

Sorulmayacak şekilde de algılanabilir. 

Anormal mi geldi biraz da. 

Evet, çok haklısınız.
Anormalliği anlatabilmek için anormal soruları yöneltmek gerekiyor. Normali anlamayan insanlar ve toplumlar için anormal soruları sıralamak gerek diye düşünüyorum. 

‘Aman efendim tabii ki devlet büyük ve güçlü’ diyorsunuz. Aynen katılıyorum. Benim için de devlet güçlüdür ve büyüktür. Hatta o kadar büyüktür ki, ülkede yaşayan her vatandaşın ortak paydasıdır. Devlet olmazsa; ne bireyin ve ne de toplumun güveni, huzuru, mutluluğu olur. 

Devlet hakkında düşüncelerimiz hem filozofların ve hem de İslam hukukçularının değerlendirmeleriyle oluşur ve gelişir. 

Platon’un, Farabi’nin, Hz. Ömer’in, İmam Azam’ın, İbn Haldun’un düşünceleriyle zihnimizde devlete dair düşünceler kristalleşir. 

Peki neden bu soruları ele aldım? 

Devleti yönetenler ile belediyeleri yönetenler arasındaki yarış yüzünden. Devleti yönetme ehliyetine sahip iktidar, belediyelerin çalışmaları için ‘usulsüz’ ibaresi kullandığı için. Tabii ki usulsüz kelimesi kullanılmadı, ben kullanılan ibareyi tekrar kullanmak istemedim. Çünkü olumlu bakmaya çalışıyorum, kullanılan ibareyi ele alacak olursak, işin vahameti çok daha artacak. 

Devlet ile belediyelerin yarışması kadar anormal, garip, ucube bir durum olamaz. Olduğu için de irdeliyoruz: Devlet mi büyük, belediye mi? 

1994 İstanbul belediye seçimlerinde çalışma yapmış birisi olarak söylüyorum, o zamanlar neden çabaladık? Çünkü belediyelerin yapacakları hizmetleri bildiğimiz için. Belediye demek hizmet demekti. 

Refah ve Ak partili belediyeler hizmetler yaptılar. 

Bu hizmetler yapılırken, ihtiyaç sahiplerine de erzak ve yakacak yardımlarında bulundular. Bu yardımlar uzun yıllar devam etti. Ama kimse kalkıp, bu yardımlar için ‘devletin yanında paralel devlet kurma isteği’ demedi. 

‘Oy için bu yardımlar’ dediler, doğru. Ama daha da ileriye gidip, devlete alternatif olma suçlaması yapılmadı. 

Ama bugün bunları duyuyoruz. Devleti yöneten iktidar tarafından duyuyoruz hem de. Aziz kardeşlerim, sizler de yapmadınız mı aynısını? 

İkinci level ise daha da trajikomik. Bunlar söylenirken Ak parti logolu yardımların yapılması!

Devletin görevleri farklıdır, belediyenin görevleri farklı. 

Teşbihte hata olmaz derler; bizler Merkel’in eyalet sorumluluları yani başkanları ile yarıştığını, onların çalışmalarını önemsizleştirmeye çalıştığını görmedik, görmüyoruz. 

Neden? 

Çünkü görev alanları farklı. 

Başka bir örnekle konuyu daha da açalım: 

Bugün itibariyle (Pazartesi gecesi, 00.30) dolar 6,94 ve Euro 7,54. 

Dövizdeki bu artış için belediyeleri sorumlu tutabilir miyiz?
Hayır. 

Çünkü bu ekonomiyi ilgilendirir, Ekonomi-Hazine ve Maliye Bakanlığı bu konuyla ilgilenir, yani devletin sorumluluğundadır. 

Belediyelerin de sorumluluk alanları başkadır. 

Demem o ki, belediyelerle devleti karıştırmayalım. 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti büyük bir devlettir. Ve bu büyük devletin yapacağı işler, belediyelerle kıyaslanmayacak kadar önemli ve kutsaldır. 

Bizler, devletimizin bu vakur duruşunu görmek istiyoruz. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

Vorheriger ArtikelAKP Eski Türkiye’den Şikayetinde Ne Derece Haklı?
Nächster ArtikelKoronavirüs nedeniyle göçü geçici süreliğine askıya alan bir kararname imzalayacak..
Sinan Eskicioğlu
Wer ist Sinan Eskicioğlu? Er wurde 1974 in Izmir geboren. Seine schulische Laufbahn begann er an der Agah Efendi Grundschule. Nach seinem Abschluss an der Izmir İmam Hatip High School bestand er die ÖSYM-Prüfungen und wurde an der Theologischen Fakultät der Dokuz Eylül Universität zugelassen. Mit seiner Abschlussarbeit im Fachbereich Theologie mit dem Titel „Allahs Wille und das Problem der Kausalität” schloss er sein Studium im Jahr 2000 mit einiger Verspätung ab. Aufgrund der Auswirkungen des 28. Februar-Prozesses, durch den Absolventen der Theologischen Fakultät keine Lehrstellen erhielten, beschäftigte er sich bis 2002 mit Handel. Im Jahr 2002 begann er ein Masterstudium im Fach Religionsphilosophie an der Theologischen Fakultät der D.E.Ü. Im selben Jahr brach er sein Masterstudium ab und ging nach Deutschland. In Deutschland war er als Ausbilder und Lehrer in verschiedenen Moscheen tätig, die der Diyanet unterstehen. Er studierte Sozialarbeit und Management an der Universität Duisburg-Essen. Von 2007 bis 2011 war er als Direktor des Bildungszentrums der IGMG (Europäische Nationale Sichtweise) in Düsseldorf und als Regionalausbilder tätig. Von 2011 bis 2013 setzte er seine Ausbildung an der Universität Osnabrück im Fachbereich Protestantische Theologie fort. Seit 2016 ist er Kolumnist bei der Zeitung Ocak Medya. Seit 2020 ist er Chefredakteur der Zeitung. Der Autor spricht Deutsch und Englisch. Bislang hat er sieben Bücher veröffentlicht. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam (Beende die Versklavung des Menschen durch den Menschen – Personalisierter Islam), Zeytin Ağacı (Roman) (Der Olivenbaum), Katar istanbul (Katar Istanbul), Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık (Von den Muslimbrüdern zur AKP – Islamismus), Tarihteki Dindar Zalimler (Religiöse Tyrannen in der Geschichte). İbn Sina, İbn Haldun

2 Kommentare

  1. size de yaranılmıyor. yol yapıyorsun niye yaptın, boru döşüyorsun niye döşedin?..
    trlopcu bir trol yazıyor niye yzdın?
    ben de diyorum ki:bırakınız yapsınlaar, bıraknız söv…leer..
    herkes karnından konuşmayı bıraksın artık. belkide trlopcu toplumun bir kesiminin bilinçaltının dışa vurmasında bir araç oluyordur.
    bunların sonunda ne olur? reform yada rönesans olmaz telaşlanmayın.
    yardımlar iyilikler bir kurala, bir kuruma bağlanır. bir diğeri bağış dahi yapsa değeri de sevabıda on kat artar hem yardımın hem yapanın..
    Allah ne yaparsa hayırlısını yapar.

Kommentarfunktion ist geschlossen.