Erdoğan’ın -Iskarta- Adamları

3

Putin-Erdoğan görüşmesinin sonuçlarını akşam saatlerinde öğreneceğiz.
Görüşmeden birgün önce karşımızdaki panorama bize Nuri Bilge Ceylan sözünü anımsatıyor: “Yalnız ve Güzel Ülke.”

Cannes’da aldığı ödülü havaya kaldırırken, ‘ödülünü yalnız ve güzel ülkesine adayan’ Nuri Bilge Ceylan tam olarak böyle bir yalnızlık kast etmemişti tabii.

2014 Türkiye’si Gezi’den sadece 1 yıl sonra, 2015 7 Haziran’ından 1 yıl önceki Türkiye idi. Ülkeyi ilelebet yönetmeyi kafaya koymuş bir siyasetin, bu yolda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağını tam olarak aşikar etmediği günlerdi.

7 Haziran seçimlerinin yok hükmüne tahvil olmasından itibaren başlayan süreçte, ulaştığımız aşama bu defa yalnızlığı bize diplomatik bir miras olarak yaşatıyor.
Türkiye sınırları huzursuz bir ülke olarak 2020’nin ilk çeyreğinin son ayına girdi.

Batı sınırımızda Avrupa Birliği ile huzursuzuz. Huzurumuzu geri kazanmak için Avrupa’dan Suriye’de destek talep ediyoruz. Karşısında destek talep ettiğimiz muhatabımız ise daha birkaç ay önce hava savunma sistemi için tam 2.5 Milyar doları gözden çıkardığımız kuzeydeki komşumuz.

Ülkemizin neredeyse tek karar vericisi, bugün kuzey komşumuzun tek karar vericisi ile masaya oturuyor.
Türkiye’nin tarihinde bu denli kendini yalnız hissettiği pek az dönem vardır. Aynı anda Avrupa Birliği ve Rusya ile uzak kalmak kolay değildir. Türkiye kendini öyle bir noktada konumlamış olmalı ki bu mümkün olabiliyor.

Çin’in de çok meşgul olduğu bir dönemde yalnızlığımızı gideren yegane kaydadeğer ülke ABD. Oysa ABD’nin de güvenilmez olduğu yakın zamana kadar günde 40 defa tekrar ediliyordu.

Ülkenin kaderi İdlib’e, İdlib’in kaderi ABD’ye endekslendi. 

Türkiye nasıl bu kadar yalnız kalıyor ve yanı başındaki ülkelerle arasını bozup binlerce km öteden çare arıyor?
Bu sorunun cevabını aslında ülkenin içinde arayıp bulmak lazım.

Size 2 yazı paylaşacağım. Her ikisi de aynı kişiye ait. Üstelik biri 2019’da Milliyet’te, biri 2020’de Hürriyet’te yayınlandı.

Yazarın adı Fuat Bol. İktidarın akıl aldığı, iktidarı her daim destekleyen bir yazar.
Bakın 22 Nisan 2019’da ne yazmış :
“Türkiye, kendi hava sahasını savunmak için, ABD’den Patriot Füze Sistemini satın almak istedi. Tam 17 ay sonra cevap verdiler ve verdikleri cevapta da netlik yok.
Ortaklaşa yapım yok, yazılımı vermek yok; peki ne var?
Türkiye, Rusya’dan S-400 Füze Sistemini almaya kalkışınca; tehdit var!”

Aynı yazar sadece 10 ay sonra şu cümlelerle sesleniyor :
“Rejimin yanında yer alıp tüm katliamlarda başrol oynayan Rusya ile İran, Türkiye’ye karşı çok sinsi hareket ediyorlar. Esed’in savaş gücünü, biri havadan diğeri karadan sağlıyor.
Rusya, her ne kadar bizim haberimiz yoktu, rejim yaptı dese de dünya âlem rejimin, Rusya’sız ve İran’sız parmağını bile kımıldatamayacağını biliyor.”

Bu 2 yazıyı aynı kişinin yazdığına inanmak zor olsa da gerçek bu.

Asıl sorun bu kişinin 1 yıl bile geçmeden bütün öngörülerinin ıskarta olması değil. Asıl sorun bu kişinin iktidara bugün dahi akıl verir konumda, iktidardan beslenen bir medyada yazabiliyor olması.

Türkiye’ye yön veren iki önemli gazetenin kelimenin gerçek anlamında felce uğramasıyla gelinen sonuç bizi şaşırtmıyor.

Ülke iktidara sadece tüm yaptıklarının doğru olduğunu söyleme vazifesini yüklenmiş pseudo-gazetecilerin istilasına uğrayan medyanın acısını çekiyor desek abartmayız.

Sanal bir dünyada her zaman düşeş gelen zarlarla oyuna oturan bir ekibin, analizlerine itibar eden bir iktidarın haline şükretmesi daha doğru olacaktır. 

Türkiye kendini yalnız bırakanın ona sürekli masaldaki gibi yalan söyleyen bir aynanın arkasında konuşanlar olduğunu anladığı zaman, yalnızca güzel ülke olacaktır.

3 YORUMLAR

  1. aynı zihniyetteki gazetelerden birinde seçim zamanı millet vekilliği teklifini kabul etmeyen bir CHP’linin kızına teklif edilmesini isteyince milletvekilliğini babadan evlada geçen zihniyet diye eleştirdikten sonraki gün AKP millet vekilinin aynı hareketi için ‘babadan devralınan görev’ diye başlık atması trajikomik bile değildi

  2. Sn.Dündar ufku stratejisi olmayan sırtını devlete dayamış kendi yazdıklarını bile okumayan sözde yazarların ipliğini pazara çıkarıyorsunuz.
    Bu tiplerin akıl verdiklerinin de onlardan aşağı kalır tarafı varmı.
    Dün muhacir bugün beslemek zorunda değiliz.dün Mavi Marmarayı ben gönderdim bugün giderken banamı sordunuz.
    Dün Rusya stratejik ortağımız bugün ey abd ab duruma müdahil ol.
    Dün s400 bugün patryot.
    Bakalım daha ne zikzaklar göreceğiz

  3. güzel kardeşim yazdığın gazete ler dün de bugün yazan yazarın sekuleridi al birini vur öbürüne bunlardan ……. olmaz demirtas in dediği gibi demokratik bir oluşuma kafa yoralim saygilar

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here