Nedense Demirel’li yıllar aklıma geldi

0

Diyeceklerim aslında gençlere. 

Eskiden bir siyaset insanımız vardı: Süleyman Demirel. 

‘Dün dündür, bugün bugündür’, ‘Benzin vardı da, biz mi içtik’, ‘Yollar yürümekle aşınmaz’ gibi çok önemli cümleleri siyaset tarihimize kazımıştır. 

Askeri darbelerle yasaklandı ama yılmadı. Altı kere gitti ama yedi kere geldi. Rahmetli Turgut Özal’ın vefatıyla Cumhurbaşkanı oldu. 17 Haziran 2015 yılında vefat etti. Rabbim kendisine rahmet eylesin. 

Adnan Menderes’in barajlar kralı olmuştu. Anadolu’dan bir köy çocuğu olarak kendisini lanse ederdi. 

Yedi yıl yasaklı dönemin bitmesiyle tekrar siyaset sahnesine çıkmış ve Doğru Yol Partisi’nin başına geçmişti. 

1991 seçimlerinden sonra tekrar iktidara gelmesini de bilmişti Demirel. TV reklamları ve programlarıyla sıkı bir propaganda çalışması yürütülmüştü. Belki gerçekleşemeyecek vaatler sunulmuştu ama halk bundan memnundu. Hatta öyle ki, karakolların duvarlarının camdan yapılacağı bile ifade edilmişti. 

İki anahtar vaadi ise halkımızın hedeflediği yaşam biçimiydi aslında. Her aileye bir ev ve bir araba…

Reklam

Bütün bunların sırrı Süleyman Demirel’in hitabet gücünde saklıydı. Bir saatlik konuşmasına dört saat çalıştığı, yakınları tarafından hep ifade edilmişti. 

Hitabeti güçlüydü ve çok da iyi bir demagogtu. 

Demagog ne demek? Demagoji yapan kişi. 

Demagoji nedir? Halkın isteklerine, ön yargılarına ve korkularına dayalı olarak yapılan siyaset. Yani bugünkü tabirle popülizm. 

Evet, Süleyman Demirel çok iyi demagogtu. Ama bu yeterli değildi tabii ki, halkımızın lider arayışı arzusuna da hitap ediyordu. 

28 Şubat’ta farklı bir tablo çizmişti. Ama ona da bir cevabı vardı: ’28 Şubat ile ben askeri darbeyi önledim’. 

Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanlığının son döneminde iktidarda koalisyon hükümeti vardı. Hangi partiler ve kimler mi? Hemen sıralayalım: 

DSP (Bülent Ecevit) 

Reklam

ANAP (Mesut Yılmaz) 

MHP (Devlet Bahçeli) 

Tekrar Cumhurbaşkanı olması için yeterli sayı olmadığı için görev süresi uzatılamadı ve emekli oldu. 

Süleyman Demirel, demagog olma özelliğiyle oy toplamasını çok iyi başarmış bir siyasetçiydi. Halkın nabzını çok iyi tutardı, nabza göre şerbeti ve verme zamanını çok iyi bilirdi. 

Onun peşinden gidenler, ona oy verenler şartların kötülüğünü görmezler ve yaşanan olumsuzlukları da hep iyi tarafından görürlerdi. 

İki anahtar vaadi ne kadar inandırıcı olmasa da, bu vaadin olabilirliliğini ısrarla savunanlar az değildi. 

Bazı kesimler de hep şu soruyu yöneltirlerdi: ‘Ya nasıl oluyor da, bu insanlar bazı gerçekleri görmüyorlar? Nasıl oluyor da, insanlar yaşanan olumsuzluklara rağmen hala daha oy veriyorlar? Nasıl oluyor da, o kadar ekonomik zorluklara rağmen insanlar ekonomide işler iyi gidiyor sanıyorlar?’

Bu kesimlerden birisi de dindarlar/muhafazakarlar/islamcılardı…

O zamanın dindarları/islamcıları dediklerimi çok iyi hatırlarlar ve onaylarlar. 

O zamanın dindarları/islamcıları derlerdi ki, bu kadar olumsuzluğa rağmen, insanlar nasıl oluyor da göremiyorlar, anlamıyorlar? 

Ve ilave ederlerdi: ‘O kadar yanlış davranışa rağmen, Demirel’in demagog olmasını nasıl anlamazlar? 

Neden bunlar aklıma geldi? 

Belki de bazı yayın organlarında Cavit Çağlar haberleri olduğu içindir…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here