Çocuk yaşta yapılan, çocuk yaşta yaptırılan evlilikler

0

Şunun adını koymak lazım, çocuk reşit değil ise yapılan evliliklerde yaptırılan evlilikler sınıfında kabul edilmelidir.

Reşit olma yaşı nedir?

Bu kişinin gösterdiği gelişime göre bir takım değişiklikler gösterebilir, ancak medeniyet kuralları kişilere göre almıyor, onun yerine genelde belirli bir ortalamayı esas alır ve kimi toplumlara bunu 18 yaşına göre alırken kimi toplumlarda 16 yaşına göre alıyor. 

Buna bilimsel bir yaklaşım getirilebilir mi?

Elbette getirilebilir, ancak din, kültür veya geleneklerinden güç alan insanlar bunun keyfiyetlerine göre olmasını istiyorlar. 

Reşit olma yaşına ise şimdilik devletler işlerlik açısında karşı geliyor, bunun belirli ve bilinir bir kural olmasını istiyorlar. 

Yasanın belirli ve bilinir olması hem şeffaflık hem de özümsenme açısından iyidir, ancak bu uygulama konusunda her zaman doğru olanı yapmak için yeterli değildir. 

Kuşkusuz şeffaflık yine iyidir, çünkü şeffaf olanın doğru olanı bulması koşulu şeffaf olmayandan daha fazladır. 

Dahası, bu konuda yeterliliği ölçü alan teknik bir altyapı pek ala oluşturulabilir ve kişilere bu temelde iradi ve fiziki bir yeterlilik belgesi verilmesi yoluna gidilebilir. 

Kimileri bunun özgürlüklere bir müdahale olduğunu düşünüyor.

Peki, bu gerçekten özgürlüklere bir müdahale midir?

Eğer özgürlükleri bir keyfiyete göre alırsak bunu bir müdahale olduğu ortadadır, ancak özgürlüğün gerçek tanımının bu olmadığını hepimiz biliyoruz; zira sorumlulukları bilince çıkarmamış her özgürlüğün gücü yetenin özgürlüğü olduğunu biliyoruz. 

Toplum keyfiyetler üzerine değil, zaruretler üzerine inşadır ve madem toplum birliğinde zaruretler esastır,  o zaman çocuk yaştaki evliliklerde bu zarurete göre düzenlenmek zorundadır. 

Peki, ya çoğunluk demokratik teamüller, dini, kültürel veya geleneksel sebeplerinden dolayı bu çocuk yaştaki evliliklerin gerisinde duruyorsa?

Kuşkusuz doğru olanı seçmeye çalışırken çoğunluk onayı bir kriter değildir ve dahası, temsili sistemin siyasilere verdiği yetkinin en can alıcı noktası da budur,  zira bu yetki aynı zamanda siyasilerin keyfi davranma sınırlarının başlangıç noktasıdır ve doğrusu siyasiler tarafından en fazla suiistimal edilen konu da budur. 

Tek başına ne siyasilerin kararları doğru olma şartına bağlıdır ne de çoğunluğun… 

Ama bu yine de dini veya siyasi sebeplerden dolayı çocuk yaştaki evlilikleri meşru kılmaz, çünkü evliliklerde evlendirilen her kişi o akdin bir taraftır ve yaşı reşit değilse, o akdin temeli özgür bir iradeye dayansa bile, doğru değildir. 

Çünkü yukarıda da ifade etmeye çalıştığımız gibi irade özgür olsa da hükmü doğru olanın sınırında bitmektedir. 

Peki, kim bu çocuk yaştaki evlilikleri savunuyor?

Aslında genelde sübyancılar ve bir kısmı referansını inancından alsa da, onların her istediklerinin olmasını isteyen keyfiyetçilerden bir farkları yoktur, çünkü her iki şekilde de onların bu ihtiraslarının temelinde çocuk yaştaki kız veya oğlanlara düşkünlükleri vardır, din yalnızca kimi -sözüm ona dindarın- düşkünlüğüne yaptığı bir maskedir. 

Peki, din gerçekten bu sübyancılığa cevaz veriyor mu?

Bu gerçekten olaya nasıl baktığınıza ve olaydan ne anlamak istediğinize göre değişiklikler göstermektedir; çünkü ifade açısında bile olsa her din kendi döneminin kültür kodları üzerinden var olmuş ve o temelde bir ifade geliştirdiği için taban bulmuştur.

Ama aynı zamanda her dinin geleceğe dönük bazı atıfları vardır ki, islamın evliliklerde yaşın reşit olması gerektiğini öne sürmesi ilkesi de buradan gelmektedir.

Peki, islam bunu başardı mı?

Kuşkusuz hayır, oda diğer dinler gibi dönemin siyasi iktidarlarına ve kitlelerin arzularına hitap eden geleneklere yenildi ve o gelenek ki, bırakın çocuk evliliklerini, daha doğmamış çocukları bile birbirleriyle kertiyorlardı. (iki ebeveyinin karşılıklı sözü.) 

Tabii bu şart doğacak çocukların kız ve oğlan olmaları durumuna göre geçerlilik kazanıyordu.

Dahası, yoksulluktan dolayı durumu iyi olan aile oğlunun veya kızının kertmesini kendi evine alıp onu kendisi büyütebiliyordu, çocuklar yalnızca bir gün sözlü olduklarını ve ebeveynlerinin söyleyeceği bir günde evlendirileceklerini öğreniyorlardı ve çocukların gelişimlerine bağlı olarak bu yaşlar değişebiliyordu, ama çok azı 12 yaşın üstüne çıkıyordu.

Diğeri, kölelikti ki, pek çok çeşidi vardı ve sahiplerinin köleleriyle birlikte olma hakları vardı; dahası, erkek çocuklarına da bu kölelerden verilirdi ve kendilerini fazla kaptırmasınlar diye belirli bir zamandan sonra o köleler başka yerlere satılırdı.

Hamile kalmalarına ise asla izin verilmezdi.

O çocuklar günü geldiğinde babalarının seçtiği kızlarla evlendirilirdi ve o tarz evlilikler ise genelde önceden kararlaştırılmış, soyun asalet dengine göre yapılırdı.

Evcillik oyununda kullanılan o kadın köleler ise görevleri bitmiş kabul edilir, genelde bilinmedik bir yerlere satılılardı.

Erkek anneden sakınıp kendi banyosunu kendi yapmaya yöneldiğinde bu evlilik yaşına geldiğine dair bir işaret sayılırdı.

Kızların ise, onların deyimiyle göğüslerinin hafiften tomurcuklanması evlilik için yeter bir nedendi.

Ve o dönem toplumlarında bölgesel farklılıklar dışında bu genel bir kaide sayılırdı. 

Bugün ise sorun günü düne teşmil etmek değil, birilerin sübyancı emellerini dün, hatta Hz. Peygamber üzerinden aklama yoluna gitmesidir ki, bunda kesinlikle bir samimiyet veya dürüstlük yoktur.

İbrahim Yersiz  

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here