İntikam Mı, Ders Mi?

3

Sen nasıl bir şeysin Ey Corona! Ne laftan anlıyorsun ne sözden! Pis – Lanet – edepsiz bir şeysin! Bir büyüğümüzün dediği gibi; “Hain bunlar!” Ne “Dur”dan anlıyorsun ne “Sus”dan ne “Pus”dan… Vatan haini, hükümet karşıtı, eli kanlı bir terörist misin? Sen benim dört kere Hacca, on üç kez Umreye gitmiş amcamdan – teyzemden ne istersin bire gafil! Nesin? Hangi dış mihrakların ürünüsün? Hangi bizi kıskanmaktan ortasından çatlayan ülkenin belasısın? ABD mi gönderdi seni? Yoksa Rusya mı? Ya da belki de en büyük düşmanımız; “Doğa”nın bir intikamı mısındır? Öyle misin? Eğer öyleysen vay halimize…

Bunlar mıdır değil midir bilmem ama bildiğim bir şey varsa “kişilikli” bir virüs bu Covid – 19. Ayrım yapmıyor. Seçmiyor. Adalet kavramı çok yükseklerde… Rozet takana da geliyor, rütbesi olmayana da, teninin rengine bakmıyor, hangi dindensin dinlemiyor, “Memleket nere hemşerim?” demiyor. Top sakalınla, çengel bıyığınla zerre ilgilenmiyor. 

Sınıf ayrımı yapmıyor Corona… Zengin – Fakir – İşçi – Patron – Asker – Bürokrat demeden herkese ilişiyor namussuz. Kaçamıyorsunuz da… Yakut kaplı, parıldayan camları olan altın varaklı konağınızda otursanız da, tek göz odalı evinizde soba başında dursanız da geldi mi geliyor… Kız Kulesi misali bir yere gitseniz bile sepetin içinde yine geldi mi geliyor… 

Devrimci bir virüs olsa gerek bu… Ki tarihte birçok devrimcinin yapamadığını yapıyor… İngiltere Monarşisine de zıplıyor, emekli generallere de hatta belki krallara veya kendini kral zannedenlere… Futbolun imparatorlarına… Paranın sahiplerine… Ve onurlu işçi sınıfını da es geçmiyor. Belki de bunu yaparken özellikle kompradorları seçiyor olabilir… Kendi sınıfına hainlik edenlere… Devrimci virüs sonuçta… Bakmıyor hiç sahip olduklarına… Ya da olmadıklarına… Fikrine, zikrine… 

Biraz da muhalif sanırım? Çünkü baksanıza yıllardır “Camileri ahır yaptılar” diye seçim propagandası yapanlara “Camilere gitmeyin” dedirtiyor. “Namazınızı cemaatle kılmayın” dedirtiyor, hatta bu konuda ilgili kuruma fetva verdirtiyor. Abdest almanın yeterli olmayacağını, kişisel hijyenin ve endüstriyel temizlik maddelerinin çok çok önemli olduğunu söylüyor aynı kişiler, ağızlar… İlginç… Gülsem mi ağlasam mı bilemedim… 

Birçok Kasımpaşalı, Galatalı, Karşıyakalı kabadayıyı da sindirdi, kabuğuna çektirdi bu küçücük illet. Duyamadık hiç; “Eyy Corona…” diye çıkışlar… Koca koca kareli mavi ceketleriyle… Öyle ya, Corona bu… Burada efelik yapıp akşamında alıp karşına “Abi kusura bakma, siyaset işte mecburen böyle demek zorunda kaldım” gibi naif cümlelerden anlamayacak… Anlamaz da, bu konuda hevesli olanları uyaralım.

Darwin’i – Evrimi Milli Eğitim müfredatlarından çıkartanlar, “Evrim koca bir yalandır” diyenler bugün “Covid – 19 virüsü ciddi bir evrim geçirmiştir bizi zorlayan işte budur” diye beyanat veriyorlar. Nasıl da namussuz görüyorsunuz değil mi? Adamın dün dediğini bugün kendisine yalanlatıyor. Yatacak yeri yok bu virüsün! 

Dini sermaye yapıp, böylesine masum bir duyguyu halkın vicdanından alıp kendi çıkarlarına kullanan birçok sözüm ona “dindar” din görevlisi bugün elleri açmış ve “Bilim adamları uyumasın, bulsunlar bir çözüm” diye feryat figan bağırıyorlar. Hiç birinden okumuş muskayı, tütsülenmiş haçı, kutsanmış ekmeği ellerine alıp; “Bu sizi koruyacaktır! İman ediniz” dediğini de duymadım şahsen. Dediğin anda bile peşinden gelecek cümle bellidir zaten; “Sizlere özel şu anda bize sipariş verene üç değil dört değil tam beş tanesi sadece… … …” Ne güzel tatlı su kurbağası gibi yaşayıp gidiyorduk işte… 

Reklam

Bazı din adamları, bilim insanlarının başında bekliyor. “Hemen çare bulsunlar ben de bunu -bakın kutsal kitabımızda yazıyor- diye beyanat vereyim” diye… Bu şaka değil, cidden bunu bekleyen insanlar var. 

Günahları çıkartmak, kurbanlar kesmek, duvarlar önünde ağlamak pek işe yaramıyor sanırım. Vatikan, yıllarca kavga ettiği Cern’e bağışlarda bulunuyor… Dünyanın her yerinde din adamları, yıllarca kavga ettikleri, gözlerine mil çekip, odalara kapattıkları, engizisyon mahkemelerinde yargılayıp aforoz ettikleri bilim adamlarından medet umar haldeler. Ne pis bir şeysin sen Corona… 

Ne melun bir şeysin sen böyle… Yıllarca “bunlar bizim için yaratıldı” denilen ve hepsinin efendisi olduğumuzu iddia ettiğimiz her şeyin şuan hayranı durumuna getirdin bizi… Dünyanın efendisi biziz sanıyorduk meğerse kazın ayağı hiç öyle değilmiş. Bindiğimiz, kullandığımız, kesip yediğimiz, kurban ettiğimiz, etinden sütünden faydalanıp, “Bunların hepsi bizim için…” deyip acımasızca harcadığımız ne varsa bugün, dünyanın ve özgürlüğün tadını çıkartır oldular… Hem de hiç utanmadan! Hani sahibi bizdik buraların? 

Rusya’da fok balıkları sahile çıkıyor, Venedik’te kanallarda onlarca yıl sonra ilk defa balık sürüleri yüzüyor, Karpatlarda Kış Leoparlarının eğlenceli görüntüleri uydulardan izleniyor ve biz evimizde dört duvar içine hapsolmuş halde TV izliyoruz… Belki de ellerini ayaklarını sırf eğlence için kestiğimiz köpeklerin sokaklarda eğlenceli oyunlarına şahitlik ediyoruz… Pencerelerin arkasından tabii… Yıllarca “Hayvanat Bahçesi” diye iğrenç bir eğlence kültürü oluşturup, kendi doğalarından söküp aldığımız ve karşılarına geçip “Aaa şebeğe” bak dediğimiz o şebekler korkarım bir süre sonra bizim penceremizin önünde durup bize fıstık atacaklar… Kim sahipti kim mülkün amiriydi belli oluyor yavaş yavaş… Bu virüs, bu lanet virüs belli ki; insanlık karşıtı… Diğer yandan da doğadan, tabiattan yana sanırım. Yoksa bu makus durumu nasıl açıklayabiliriz? 

Bunlar iyi günlerimiz… Kanımca temassızlık, sabun, kolonya, hijyenik mendiller falan bir yere kadar götürecek… Sonra zirve yaptığı anda işler daha da çirkinleşecek. Kötüleşecek. Yoldan çıkacak. Hiç oturduğunuz yerden sırf muhalif duygularla hükümetleri ya da muhalefeti suçlamayın. Bu iş çünkü artık devlet – hükümet ve siyasetin işi olmaktan çıktı. 

Artık bu iş, doğayla ve onu acımasız bir şekilde harcayan insanoğlu arasında… Son raund! Unvan maçı! Birçok kez çıktık bu mindere, tecrübeliyiz aslında… Kafamıza meteor attılar, Büyük Tufanlar oluşturdular, vebayı saldılar, depremler gönderdiler, Şikago yangınını bile çıkarttılar ama hepsinden kurtulduk. Ve tabii çok büyük zayiatlarla… Bizim “kazandık” dediğimiz ya aslında bizim “kaybettiğimiz” ve doğanın kazandığı ise? Ya doğanın kendine göre çözümü, üzerinde acımasızca yaşayan bu insanlığın bir kısmını alıp başka yerlere götürmekse? Ve bu onun kazancıysa? Hayatta kalanlar kazandık sanırken ölüler ise hayatta kalanların her gün parti yaptığını düşünerek çoktan aramızdan ayrılmış olacaklar… 

Ve doğa intikamını bir kez daha, yeniden almış olacak. Ve inanın bana ayırmayacak. Senin kartvizitin, banka mevduat hesabın, rütbelerin, il parti başkanının yakını olman, sanatın, IQ’un, sevapların ya da günahların, ettiğin duaların veyahut kalbinin ne kadar temiz olduğu… Hiç biri umurunda değil doğanın… Ciddiye bile almayacak hatta bakmayacak bile… Tabiatın, bu yüzyılda silahı “Covid – 19 / Corona” geçmiş yıllarda silahı başkaydı ve sonraki yıllarda başka başka icatlarla çıkacak karşımıza ve intikamını mutlaka alacak! Alıyor ve almıştır da. Hak ediyor muyuz? Bunu bilemem… Çevrenize bakın, doğaya yaptıklarımıza bakın, egoistliğimize ve acımasızlığımıza bakın cevabı kendiniz bulursunuz.

3 YORUMLAR

  1. hiç buradan bakmamıştım bu olaya.ellerinize sağlık.evde çocuklarıma okudum.belki bizim yaptığımız hataları yapmazlar

  2. Başlıktaki sorunuza cevap olur mu bilemem ama biz cezaevlerindeki suça bulaşmamış siyasi tutukluların tahliyesini beklerken yeni tutuklama haberleri okuyoruz. En son haber çoğunluğu kadınlardan oluşan 28 gözaltı. Gerekçe tutuklu yakınlarına yardım etmek. Sizce de intikam değil mi?

  3. Sn Yıldız dikkatimi çekti; hani var ya şu önyargılarınız…. konuları birbirine karıştırmanız… böylece kafa karıştırmanız.. bir yerinde de devrimci demişsiniz şu virüse….

    Oysa ki, bu virüsler bir rivayete göre geriden daha alt düzeyden gelip ileriye yönelen (yani “ilerici” de denebilir!), bir rivayete göre bunun tersi mevcuttan iskarta olarak geriye yönelen (bunlar da “gerici”!) ve bir başka rivayete göre varlığı insanın yapı taşlarından da eski, kimya ve biyoloji arasındaki en küçük yapı taşlarından olan; bir bakıma cansız ve bir bakıma da canlı yaratıklar.

    Eşyanın tabiatını incelemeye odaklanmış insanların (bilim insanı) ortak kanaatına göre hayvan pazarlarında satılan misk kedileri aracılığıyla insanlara ulaşan bir yarasa virüsü olduğuna inanılıyor. Yarasalarda da izlenebilen bu mevcut virüsün, nesli tükenmekte olan pullu bir karıncayiyeni de ara kademede mesken edindiği düşünülmektedir. Misk kedileri ve yarasalar Çinde yenen yaratıklardan (misal; https://www.theguardian.com/world/2003/may/24/china.sars ).

    Bu kadar rivayet arasında İlahi olduğuna inanılan vahiyler toplamı Kuran’daki ve inananların da asırlar boyu bazı türevlendirmelerle oluşturduğu din kültürü kapsamındaki bilgilerin hiçbir değeri yok mu? Yani müslümanlardan bilim insanı çıkmamalı mı ki inançlarını bilim eşliğinde yaşatabilsinler. Doğrusu zaten o değil mi (o halde neden “Hemen çare bulsunlar ben de bunu -bakın kutsal kitabımızda yazıyor- diye beyanat vereyim” tavrı veya “abdest almanın yeterli olmayacağını, kişisel hijyenin ve endüstriyel temizlik maddelerinin çok önemli olduğunu söylüyor aynı kişiler? gülsem mi ağlasam mı” tavırları?).

    Resmini koyduğunuz şu virüse bakın ne ilginç bir yapı arzediyor, değil mi; şu simetriye şu fiziğe-geometriye sanata bakın! Bakın taçları da var (adı üstünde taçlı virüslerden biri bu).

    “Rahmân’ın yaratışında bir aykırılık, bir eksiklik, bir düzensizlik göremezsiniz” şeklindeki ayetleri (misal: Mülk, 3) hatırlatmıyor mu?

    Düzensizlik, uyumsuzluk, aykırılık olsa bu düzenin milyarlarca yıldır ayakta kalabilmesi mümkün mü sizce? Allahın çetin düzeninin (ki bu da Kuran’da bir kaç yerde geçen ayetlerindendir) bu çetin yapı taşlarına yer yok mu? Bu virüsü kendi başına buyruk bir “devrimci” yapmanız akılkarı bir iş mi?! Dini sermaye yapıp, böylesine masum bir duyguyu halkın vicdanından alıp kendi çıkarlarına kullanan sözün ona “dindar” din görevlilerine örnek verin ki demek istediğiniz ulu orta bir müphemlikten kurtulsun, öyle ya! Sadece bu değil, başka noktalar da var. Genel olarak Allah’ın Din’ini diğer dinlerin sepetine sokuşturma temayülünüz var ki en vahim konulardan biri bu! Düşüneseniz diye bir diğeri de şu; Hacca, Umreye gitmiş olmanın virüsten bağışıklığın sigortası olarak görme ve gösterme gayretiniz. Allah’ın çetin düzeninin ne demek olduğuna biraz olsun kafa yorun, Sn Yıldız… Bazı şeyleri anladığınızda belki faydalı olabileceğiniz konuların varlığını da görebilirsiniz….

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here