29.7 C
İzmir
23.3 C
Istanbul
21.8 C
Ankara
Freitag, September 18, 2026 7:48:16
Start Ocak Yazarları Klasik İslam’ın sonu mu?

Klasik İslam’ın sonu mu?

0
14

‘Baba, Ramazan’da oruç tutulacak mı?’ 

Bu soruyu kızım yönelttiğinde, ilk anda ‘tabii’ dedim. Ama sonrasında üzerine düşününce ‘belki de’ dedim…

Evet, belki de Ramazan’da oruç tutmanın belli yaşın üzerindekiler için sakıncalı olabileceği fetvası verilir ve kimileri oruç tutamayabilirler. Henüz daha bir ay var, bakalım süreç nasıl ilerleyecek. Bekleyip, göreceğiz. 

Gerçek olan şu ki; camiler kapatıldı, Kabe’de tavaf tekrar başlamış olsa da tam randıman olduğunu sanmıyorum. 

Peki ne olacak? 

2012 yılında Almanya’nın Sars virüsü sebebiyle hazırladığı rapora göre bu süreç Nisan ortasında bitmeyecek. Açıkcası, daha da sürecek. 

Sosyal medyada ve çeşiti gazetelerde Diyanet’in durumu ve camilerin bugünkü hali öne sürülerek çeşitli yorumlar yapılıyor. Gereksizliği, bütçesinin başka kurumlara devredilmesi vb. 

Covid19 isimli virüsten kaynaklanan bu durum yüzünden camiler daha ne kadar kapalı kalacak? Bu sorunun cevabını bilen yok. Öyle bir zaman ki, kimse ne olacağını bilmiyor. 

Yönelttiğim soruda art niyeti yok, sadece düşünen zihinlerdeki soruyu müşahhas hale getirdim. 

Klasik İslam dediğim de, bugün Müslümanların başkalaştırdığı İslam anlayışının bu süreçte tıkanacağı. 

Müslümanlar, ‘Diyanet’i takmıyorum, Diyanet beni bağlamaz’ diyemiyorlar. Diyemezler de, çünkü büyük çoğunluğu, şu andaki yönetime inançsal diyebileceğimiz kadar bağlılar. 

Korona yerelde ve küreselde birçok şeyi değiştirecek diyoruz. Kimileri çeşitli senaryoları da sıralıyorlar. Hatta öyle ki, kıyamete dair olanlar bile var aralarında. Hz. Peygamber’in kıyamete yakın zamanla ilgili hadislerini toparlayıp, Müslümanların ümitlerini yok etmeyi dahi düşünmeden yazılarına dayanak yapıyorlar. 

Tabii ki, bunlara katılmıyorum. 

Dünkü yazımda ifade ettiğim gibi, korona salgını Çin’in abuk-sabuk yiyecek kültürü, Batı ve Modern bilim sebebiyle ortağa çıktığı kadar; aynı zamanda da Müslümanlar sebebiyle ortaya çıkmıştır. 

Neden mi? 

Çünkü Müslümanlar, üzerlerine düşen görevleri yapmadılar ve suça ortak oldular; ortada bir suç ve suçlu varsa…

Müslümanlar, klasik İslam diyerek; yaşanan hayattan kopuk, ayetleri anlamaktan uzak, hadisleri ayet hükmüne getirerek, nefslerine uygun bir anlayış ihdas ettiler. Suçlu olmalarının sebebi de burası. 

Müslümanlar ayetleri anlamaya ve hayatlarına az da olsa uyarlamaya çalışsalardı, İslam’ın öne sürdüğü doğal ve paylaşıma dayanan bir sistem çalışması ortaya koysalardı, durum çok daha farklı olabilirdi. 

Bunlar olmadığı için bugün camiler kapalı… 

Müslümanlar Çin’i, Batı’yı ve Kapitalizm’i suçlamaktan ziyade; evde kalınması gereken şu günlerde, başlarını ellerinin arasına alıp düşünmeliler: 

‘Bugün camilere kilit vurulduysa, insanlar camilere gidemiyorsa, insanlar ev hapsine dönüşen bir dönem yaşıyorlarsa bunda Müslümanların hatası ne kadar?’ 

5 vakit namaz, oruç ve hac zamanı, (geçen değindiğim) fitre miktarı ve zekat gibi konularda hep bir ölçü ve programlama var iken; yaşanan hayatla ilgili hiç plan ve program yapılmaması!

Sonra da Müslümanların hep bir ağızdan söyledikleri cümle: ‘Kuran, mezarda ölülere okunmak için gelmemiştir’.

Evet, Batı ve Batı’da gelişen abartılı bilim anlayışı insani değildir. Ama bu gayri insaniliğe ortam açanlar da Müslümanlardır, kimse kusura bakmasın.
Nasıl mı? 

Kendilerine göre oluşturdukları hayattan kopuk din anlayışları ve bilimsel çalışmalardan kopmaları. Sonrasında da ‘öbür dünya’ endeksli bir anlayışı Müslümanlara kabul ettirmeleri. 

Bakalım Müslümanlar bu sona ne kadar hazırlıklılar? 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Vorheriger ArtikelYaşlılara Saygı ve Hürmet
Nächster ArtikelPentagon, Suudi Arabistan ile yaptığı sözleşmeyi 933 milyon dolar artırdı..
Sinan Eskicioğlu
Wer ist Sinan Eskicioğlu? Er wurde 1974 in Izmir geboren. Seine schulische Laufbahn begann er an der Agah Efendi Grundschule. Nach seinem Abschluss an der Izmir İmam Hatip High School bestand er die ÖSYM-Prüfungen und wurde an der Theologischen Fakultät der Dokuz Eylül Universität zugelassen. Mit seiner Abschlussarbeit im Fachbereich Theologie mit dem Titel „Allahs Wille und das Problem der Kausalität” schloss er sein Studium im Jahr 2000 mit einiger Verspätung ab. Aufgrund der Auswirkungen des 28. Februar-Prozesses, durch den Absolventen der Theologischen Fakultät keine Lehrstellen erhielten, beschäftigte er sich bis 2002 mit Handel. Im Jahr 2002 begann er ein Masterstudium im Fach Religionsphilosophie an der Theologischen Fakultät der D.E.Ü. Im selben Jahr brach er sein Masterstudium ab und ging nach Deutschland. In Deutschland war er als Ausbilder und Lehrer in verschiedenen Moscheen tätig, die der Diyanet unterstehen. Er studierte Sozialarbeit und Management an der Universität Duisburg-Essen. Von 2007 bis 2011 war er als Direktor des Bildungszentrums der IGMG (Europäische Nationale Sichtweise) in Düsseldorf und als Regionalausbilder tätig. Von 2011 bis 2013 setzte er seine Ausbildung an der Universität Osnabrück im Fachbereich Protestantische Theologie fort. Seit 2016 ist er Kolumnist bei der Zeitung Ocak Medya. Seit 2020 ist er Chefredakteur der Zeitung. Der Autor spricht Deutsch und Englisch. Bislang hat er sieben Bücher veröffentlicht. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam (Beende die Versklavung des Menschen durch den Menschen – Personalisierter Islam), Zeytin Ağacı (Roman) (Der Olivenbaum), Katar istanbul (Katar Istanbul), Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık (Von den Muslimbrüdern zur AKP – Islamismus), Tarihteki Dindar Zalimler (Religiöse Tyrannen in der Geschichte). İbn Sina, İbn Haldun