Yaşlılara Saygı ve Hürmet

0

Yaşlılık dönemi

Hayat mevsimler gibidir. Baharı, yazı, sonbaharı, kışı vardır. Hayatın her dönemi, ayrı özelliklere ve güzelliklere sahiptir. Kul olarak iyi işler yapmak, ibadet ve taat ile hayata anlam katmak için bu dönemlerin her biri birer fırsattır. 

İnsanı kemâle ulaştıran, olgun bir mümin olmanın huzurunu yaşatan en kıymetli dönem ise yaşlılıktır.

Her yaşlıda kendi hayat serüvenimizi görmek, akıl sahibi olmanın bir gereğidir. Bugünün ihtiyarları dünün gençleri olduğu gibi, bugünün gençleri de yarının ihtiyarları olacaktır. Rabbimiz bu gerçeği Kur’ân-ı Kerim’de şöyle dile getirmektedir:

 “Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O dilediğini yaratır. O hakkıyla bilendir, kudret sahibi olandır.” (Rûm, 30/54)

Her insanın beden ve ruhen gelişen merhalelerinin her birinde ibretler doludur. Bu günün yaşlıları dün, büyük çabalarla bizim bu günümüzü şekillendirmişlerdir. Onlar, kendilerinden sonra gelen nesli yetiştirmişlerdir. 

Her insan için değişik mânâ ve önem ifade eden yaşlılık, hayatın çok özel bir dönemidir. Bu dönem insan hayatının ilgi ve sevgiye en çok ihtiyaç duyduğu son merhalesidir. Onun için en çok ilgi, alaka, sevgi ve saygı göstereceğimiz, hürmet edeceğimiz en değerli varlıklarımızdır yaşlılarımız!

Yaşlılar bela ve musibetlere karşı manevi sigortadır

Reklam

Şu  korona virüs ile mücadele nedeniyle  yaşlılar, birden toplumda itilen, kakılan bir kesim haline geliverdi. Sanki yaşlı olmak suç!

Bu derecede olmasa bile, en azından tv ve basın yayın organlarında yayımlanan haberlerde,  yapılan proğramlarda böyle bir algı oluşuyor. Peşinen potansiyel suçlu kabul ediliyorlar.

Hulbuki yuvalarımızın dayanağı, hanelerimizin bereket kaynağı olan yaşlılarımız, Allah’ın ihsan ve ikramına mazhar olmuş kimselerdir. Onlar, milli-manevi değerlerimizi ve kültürümüzü yarınlara taşıyan, geçmişimizle geleceğimizi birbirine bağlayan en değerli köprülerimizdir.

İçinde yaşadığımız toplum için manevi sigortalarımız, bela ve musibetlere karşı manevi paratönerlerimizdir.

Bakın Allah Resul’ü; “Eğer Allah’ın beli bükülmüş kulları, süt emen yavrular, otlayan hayvanlar olmasaydı, başınıza sağanak sağanak ve kesintisiz bela musıbetler yağardı.” (Münavi, Feyzü’l-Kadir, 5/344) buyurarak yaşlıların toplumun tümü için rahmet vesilesi olduklarını dile getirir. 

Yaşlılara saygı ve hürmet Allah’ın emri, Peygamber efendimizin sünnetidir.

Yüce Allah bu emrini, önemine binaen anne-baba üzerinden iletir: “Rabbin, kendisinden başkasına aslâ ibâdet etmemenizi, ana-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyârlık çağına ulaşırsa, sakın onlara ‘öf’ bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevâzu kanadını indir ve de ki: Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.” (İsrâ Sûresi, 23-24)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de  hadîs-i şeriflerinde, müminlerin yaşlılara karşı davranışlarının nasıl olması gerektiğini şöyle tarif eder: 

Reklam

“Küçüklerimize merhamet, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.” (Tirmizî, Birr, 15) 

“Saçı-sakalı ağarmış yaşlı Müslümanlara saygı göstermek, Allah’a saygıdandır.”(Ebu Davud, Edep, 23)

Allah’ın yaşlı kullarına karşı merhametini şöyle ifade eder:

 “Allah, İslam dininde yaşlanmış kadın veya erkek kullarına azap etmekten haya eder.” (Kenzu’l Ummal, 15/672) 

“Allah, (İslam’a) sımsıkı sarılan bir yaşlının yaptığı duayı geri çevirmekten haya eder.” (Kenzu’l Ummal, 15/666) 

Başka bir hadislerinde de;

Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşından dolayı hürmet ederse, Allah da ona yaşlılığında kendisine hürmet edecek birisini hazırlar” (Tirmizî, Birr, 75) denilmektedir.

Ve tarihi bir olay!

Mekke’nin fethedildiği gün, müminler sevinçle birbirine sarılıyor, böyle bir günü lütfettiği için Allah’a şükrediyorlardı. Resûlullah’ın hicret arkadaşı, sâdık dostu Hz. Ebûbekir ise şehre girer girmez doğruca babasının yanına gitmişti. İslam’ı kabul etmesini çok arzu ettiği babasını alıp Resûlullah’ın huzuruna getirdi. Allah Resûlü, yaşlılıktan saçı sakalı ağarmış, gözleri görmeyen Ebû Kuhâfe’yi karşısında görünce her zamanki mütevazı, zarif ve hürmetkâr hali ile Hz Ebubekir’e şöyle buyurdu: “Keşke bu ihtiyarı evinde bıraksaydın da biz ona gitseydik olmaz mıydı?” (İbn Hanbel, VI, 350)

O halde, küçükken bizi hayata hazırlayan yaşlılarımıza biz de bugün saygı gösterelim. Hayatlarını kolaylaştırmak ve tecrübelerinden faydalanmak için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirelim. 

Yaşlıları korona virüs riski taşıyan ve bulaştıracak kesim olarak görmek yerine; onları en çok korunması gereken kesim olarak görelim. 

Şefkat ve merhametimizi onlardan esirgemeyelim. Zira bunu en çok hakedenler yaşlılarımızdır.

Unutmayalım ki, yaşlılarımıza saygı ve hürmet, ömrümüze berekettir.

Vesselam.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here