20.7 C
İzmir
19 C
Istanbul
15.6 C
Ankara
Freitag, September 18, 2026 9:01:48
Start Din Önce Ahlak

Önce Ahlak

0
316

Çünkü ahlak; İslam dininin ruhu ve hedefidir. Dinin ibadetleri ve ritüelleri ise cesedi, güzel ahlaka  götüren vasıtalardır.

Ahlakın tarifi

Ahlak insan ruhunda yerleşen huy, meleke ve alışkanlıklardır. Bu meleke ve alışkanlıklar kendi isteğimiz ile fiil ve davranışlarımızı meydana getirir.

Organlarımızın hareketleri ruhumuza bağlıdır. İnsan ruhuna güzel huylar, iyi alışkanlıklar yerleşirse fiil ve davranışları ‘güzel ahlak’ olur.  Kötü huylar fena alışkanlıklar yerleşirse ‘kötü ahlak’ olur.

Ahlakın kaynağı

Ahlakın kaynağı, dindir. Kur’an’ın evrensel mesajı ve bu mesaj ışığındaki Peygamberimizin sünnetidir. 

Hz Aişe’ye “Rasululahın ahlakı nedir?” diye sordular. “Siz Kur’an okumuyor musunuz? Onun ahlakı Kur’an’dı” buyurdu (Müslim, Salâtu’l Müsafirîn, 139, Ahmed b. Hanbel, Müsned V, 163).

Ahlakın önemi

İslam ahlakı değerlerinde bir hiyerarşi vardır.

1-Vasıta/sebep  değerler; namaz, oruç, zekat, hac, kurban  vb. ibadetlerdir.

2-Gaye/hedef olan değerler; bunlar da hak-hukuk, adalet, haram-helal, doğruluk-dürüstlük, ahde vefa; edep, iffet, haya, tevazu, cömertlik, vb. ahlaki değerlerdir. 

Nitekim ibadetlerin hedefi ve gayesi güzel ahlak olduğu Kur’an’da şöyle ifade edilmektedir:

“Kitap’tan sana vahyolunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan (ahlaksızlıktan) alıkor; Allah’ı anmak en büyük şeydir! Allah yaptıklarınızı bilir” (Ankebut,29/45).

Peygamber efendimiz de (s.a.v); “ Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” (İbn Hanbel, Müsned, II, 381) buyuruyor.

Ebu Hureyre (r.a.); “Resûlullah s.av. buyurdular ki: “Öyle devir gelecek ki, insanoğlu, aldığı şeyin helalden mi, haramdan mı olduğuna hiç aldırmayacak. Böylelerinin hiçbir duası kabul edilmez.” (Buhari, Buyu’ 7, 23; Nesai, Büyü’ 2, (7, 243)

Yine Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor: “Resûlullah s.a.v. bir gün şöyle hitap ettiler: “Ey insanlar!. Allah’ın mü’minlere emrettiği şeyler, peygambere emretmiş olduklarının aynısıdır. Nitekim Allah Teâlâ hazretleri: ‘Ey Peygamberler, temiz/helal şeylerden yiyin, salih amel işleyin. Çünkü ben yaptıklarınızı hakkıyla bilenim’ (Mü’minûn Suresi 51) emretmiş;

“Mü’minlere de: ‘Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz/helal olanlarından yiyin’ (Bakara 172) diye emir bulunmuştur.

Sonra uzak bir seferden dönmüş, saçı başı dağınık, toz-toprak içinde kalan biri, elini semâya kaldırıp: ‘Ey Rabbim, ey Rabbim’ diye dua eden bir yolcuyu zikrederek dedi ki: ‘Bu yolcunun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır ve haramla beslenmektedir. Peki, böyle bir kimsenin duasına nasıl icabet edilir?’ buyurdular.” (Müslim, Zekat 65, (1015); Tirmizi, Tefsir, Bakara (2992) 

Ahlak açısından yakın geçmiş durum değerlendirmesi!

Geçmişte başta merhum Prof. Necmeddin Erbakan olmak üzere İslami kesimin  siyaset ve politika mücadelesindeki öncelikli hale  gelmiş argümanları “Önce ahlâk ve maneviyat” idi. Bu cenahta siyaset yapanlar, her ortamda, her fırsatta önce bunu dile getirirlerdi. Herkese de önce ahlâklı olmalarını tavsiye ederler ve ahlaklı, maneviyatı yüksek nesiller yetiştirmeyi va’dederlerdi.

Müslümanın kişilik ve kimliğini de; hakkı hakikati, adaleti esas alan, çalıp çırpmayan, yalan söylemeyen, rüşvet almayan, hakkı olmayana el uzatmayan, paraya, mala, servete tapmayan, mütevazı yaşayan, gösterişten, şatafattan uzak duran, israf yapmayan birisi olarak tarif ederlerdi.

Bu nedenle toplumda bu İslam ahlakı değerlerini savunanlar da  ahlâklı kişiler olarak tanımlanırdı.

Bunun için insanlar, oy vermeselerde İslamcı siyaset ve politikacılara saygı,  güven duyarlardı.

Ahlak açısından  bu günkü durum değerlendirmesi!

Devir değişti, konumlar değişti ve toplumun da İslamcılar hakkındaki  görüşleri de değişti.

Basın yayın organlarında ön plana çıkan İslami kimlikli siyaset ve İslamcıların, yaptıkları ve verdikleri görüntü de İslama ve İslam ahlakına uygun olmadığı müşahede edilmektedir.

Yapılan araştırmalarda başta diyanet olmak üzere,  İslami kimlikli siyaset  ve İslamcıların toplum nazarında büyük bir güven kaybı yaşadıkları görülmektedir..

Ahlak, maneviyat bitmiş, dava şuuru, mütevazılık, samimiyet, fedakarlık yerine; Harun değil Karun olma, kamu ve  devlet mallarını paylaşma yarışı ve mücadelesi varmış gibi görünmektedir. ( 205 defa Kamu İhale yasası değiştirilir mi ya!!)

Devletin üst düzey görevlisinin(vali) suçu ve suçluyu örtbas ettiği, günlerdeyiz. Bazı görevilerin kamu malını zimmetine geçirme iddiasıyla tutuklandıkları, kendisine emanet edilen çalıştığı müesseseyi soyanların ortaya çıktığı zamandayız.

Bugün artık;  yolsuzluk, iltimas, adam kayırma,  çalıp çırpan, yalan söyleyen, haram yiyen, rüşvet alan, hakkı olmayana el uzatan, kitabına uydurup  vergi kaçırma,  paraya, mala, servete tapan, mütevazı değil, gösteriş-şatafat içinde yaşayan, israf denizinde yüzen, mevki makam düşkünü, mütekebbir, gücü kutsallaştıran, zulüm baskı,   mafya ve külhanbey tavırları ile efelenen, tehdit eden, İslamcı tipler görüntüsü yansıyor kamuoyuna!

Camide namaz, dışarı çıkınca her yerde ahlaksız yaşam ve dini değerleri suistimal var.

Bu durum çok kötü, dünyevileşmiş müslüman tipi ve  Emevî anlayışıdır. 

Evet, önce ahlak lazım! Zira dinin ruhu ahlâktır. Ruhu yoksa dinden geriye ne kalır? Bu zamanda olduğu gibi, Ruhsuz, yani ahlaksız bir din anlayışı kalır.

Böyle bir anlayış kimi İslami kesimin ve kimi   İslamcı siyaset ve politikacıların tarihine kara bir leke olarak kalacaktır.

Halbuki dinin asıl hedefi ahlaktır. İbadetler ahlaka ulaştıran vasıtalardır.

Ruhu şadolsun, Merhum Mehmet Şevket Eygi gençlere şöyle tavsiyede  bulunuyordu:

“Hortumlama yapan, ihalelere fesat karıştıran, makamlarını ve vazifelerini suîistimal eden, rüşvet alan, emanete hıyanet eden, işleri ehliyetsizlere veren, partizanlık yapan İslâmcı büyüklerinizi ve ağabeylerinizi örnek ve model kabul etmeyiniz” (Mehmet Şevket Eygi, Haram Para ve Kazanç Ateştir, Yakar, Milli Gazete,13 Eylül 2005)

Bir çok İslamcı yazar -mesela Abdurrahman Dilipak- da feryad’ü figan ederek bu konuyu dile getiriyor. Ama  ne kadar yazılsa da nafile!!! öğüt alan yok.

Başta kul hakkı olmak üzere hiç bir İslami değeri tanımayan, çevresine şiddet uygulayan, azgın, saldırgan bir yaşam sergileyen  Müslüman tipi ortaya çıktı.

En azından Görüntü bu!!

Vesselam.